cinselsohbetler, cinseL oyunLar , cinsel sohbet, gay sohbet, lez sohbet, Gabile, Gabile chat , Gabile sohbet , eşcinsel sohbet , maynet , CinseL Bilgiler

17 Şubat 2010

İlk Gece Hakkında Bilmedikleriniz – İlk Gece

Kategori: Genel — Etiketler:, , , , , , , , , — admin @ 10:20

Şaşırtıcı olansa, bu sorunların eğitim düzeyi yüksek kadınlarda da görülüyor olması. Bu sorunları yaşayan yeni evli çiftlere, doktora gitmekten çekinmemeleri gerektiğini söyleyen uzmanlar, bu korkuların çözümsüz olmadığına dikkat çekiyor.

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Bülent Urman ve Dr. Alper Mumcu, pek çok çiftin hayatını zorlaştıran seks korkularıyla ilgili soruları yanıtladı:

İlk gece korkusu Türkiye”de çok sık rastlanılan bir durum mu?

İlk gece korkusu sadece ülkemizde değil, cinselliğin nispeten kısıtlı yaşandığı tüm toplumlarda ya da bireylerde ortak olan bir korkudur. Bunu ilk gece korkusu olarak değil, ilk ilişki korkusu olarak adlandırmak da mümkündür. Ancak evlilik öncesi dönemde yaşanılan ilk cinsel deneyim, çoğu zaman gerdek gecesi korkusuna göre daha hafif olmaktadır. Bunun nedeni, gerdek gecesinin bazı toplumlarda yarattığı sosyal baskılar olabilir. Konuya Türkiye açısından baktığımızda, geçmişe göre nispeten bir azalma görülmesine rağmen, bu sorunların hâlâ azımsanamayacak düzeyde karşımıza çıktığını görüyoruz.

İlk gece korkusu, daha önce cinsel hayatı olmayan kişilerde mi görülüyor?

İlk gece korkusu, doğal olarak, evlendiği gün ilk cinsel deneyimini yaşayacak olan kadınlarda görülmektedir. Ancak nadir de olsa, yukarıda belirttiğimiz gibi, önceden sorunsuz cinsel ilişki yaşamış kişilerde de, bu sosyal baskılar neticesinde ortaya çıkabilmektedir.

İlk gece korkusunu kadınlar mı erkekler mi yaşıyor?

Her iki cinste de bu tür korku ve sorunlar yaşanabilir. Ancak kadınlarda görülme sıklığı çok daha fazladır.

İlk gece korkusu ne kadar uzarsa bir uzmandan yardım almak gerekir?

Bu konuda net bir süre vermek çok doğru değil. Çiftlerin beklentileri ve çabaları, süreyi belirleyen temel faktördür. Bazı çiftler birkaç ay süre ile bu durumu bir sorun yapmadan atlatabilmektedir. Diğer bir grup ise, birkaç gün içinde ilişki gerçekleşmezse uzmana başvurmaktadır. Kanımca ideal olan, en azından 1 hafta kadar bekleyip, sorunu kendi başlarına çözemezlerse profesyonel yardım almalarıdır.

Eğitim düzeyi ilk gece korkusu üzerinde etkili midir? Bu korku yalnızca cinsel baskıyla yetişen insanlarda mı ön plana çıkıyor?

Şaşırtıcı şekilde, eğitim düzeyi çok yüksek olan kadınlarda da bu sorun yaşanabiliyor. Yani eğitim ya da sosyoekonomik düzey ile direkt olarak bir ilişkisi yok.

İlk gece korkusu nedeniyle erkekler arasında iktidarsızlık problemi görülüyor mu?

Kadınlardaki kadar sık olmasa da, erkeklerde de strese bağlı olarak, ilk gece sertleşme sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu durum özellikle ilk kez, evlendiği gün cinsel ilişkiye girecek olan erkeklerde daha belirgin olarak karşımıza çıkıyor.

Yaş ilerledikçe bekaret bir soruna dönüşür mü?

Genel olarak yaşın ilerlemesi ile birlikte cinsel ilişki korkuları daha da belirginleşiyor. Bekaret bir soruna dönüşmese bile cinsel ilişki isteği azalıyor ve buna paralel olarak ilişki fikrinin yarattığı korku artıyor.

Kızlık zarı tamiri yapılıyor mu? Bu tür korkuları olan genç kızlara yardımcı olunuyor mu?

Kızlık zarı tamiri sadece ülkemizde değil, dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde yapılıyor. Ancak çoğu ülkede bu ameliyatlar gizli olarak uygulanıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde bekaret önemli bir faktör olmadığı için farklı amaçlar ile kızlık zarı tamiri yapan klinikler mevcut.

Çiftlere ilk gece için neler öneriyorsunuz?

Bu olayı kafalarında fazla büyütmesinler ve ilişkinin mutlaka ilk gece gerçekleşmek zorunda olmadığını idrak etsinler. Düğün ve evlilik telaşı ile cinsel ilişki isteğinin azalabileceğini ve bu nedenle korkuların daha fazla ön plana çıkabileceğinin farkında olmalarını ve belirli bir süre içinde ilişki olmaz ise, hiç çekinmeden uzman bir doktora başvurmalarını öneriyorum.

Vajinismus nedir? Türkiye”de çok görülüyor mu?

Vajinismus, vajinayı çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılarak cinsel ilişkiye izin vermemesi durumudur. Sadece cinsel ilişkiye değil; muayene, tampon gibi durumlara da müsaade etmez. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Bütün yaş gruplarındaki kadınları etkileyebilir. Görülme sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni, hastaların hekime başvurmakta çekingen davranmalarıdır. Her 100 kadından ikisinde bu duruma rastlanılmaktadır.

Evliliğin belli bir döneminden sonra vajinismus aniden ortaya çıkabilir mi, yoksa ilk günden mi görülür?

Vajinismus genel olarak ilk ilişki sırasında fark edilir. Ancak daha önceden düzenli cinsel yaşantısı olanlarda da, çok nadir olarak sonradan vajinismus benzeri tablolar ortaya çıkabilir.

Vajinismusu psikiyatristler mi jinekologlar mı tedavi etmeli?

Her iki branşın da değerlendirmesi gerekir. Ancak bana göre tedavi asıl olarak psikiyatrinin ilgi alanındadır.

Vajinismus nedeniyle cinsel hayatları olmadan evli kalan çiftler nasıl tedavi ediliyor?

Bu çiftlerin bir kısmı olayı çözmek için bir psikiyatristten yardım alırken, bir kısmı olayı bu şekilde kabullenip cinsel ilişkiye yer olmayan bir hayatı tercih ediyor. Fakat bir süre sonra, doğal olarak çocuk sahibi olmayı hayal ediyorlar. Bu çiftlerde, yardımcı üreme teknikleri ile gebelik genelde kolaylıkla elde edilebiliyor. Bu şekilde hamile kalıp çocuk sahibi olan pek çok hastamız var.

Kızlık Zarı ne Zaman Nasıl Bozulur ? – Kızlık Zarı

Kızlık zarı vajinanın girişinden birkaç santim içerde, ortası delik, soğan zarı inceliğinde bir zardır. Vajinaya bu zarın ortasındaki delikten daha büyük herhangi bir şey, birkaç santim girdiğinde, bu zar kenarlara çekilir, yani bozulur. Vajinaya girenin, penis, parmak, tampon ya da başka bir cisim olması durumu değiştirmez.

Kızlık zarı vajina duvarlarına doğru çekilirken, üzerindeki kılcal damarlar çatlar ve bir kaç damla kan gelir. Bazı kızlık zarları esnektir, kılcal damar çatlaması olmaksızın kenarlara çekilebilir ve kanamazlar.

Kanama genellikle vajinaya ilk giriş sırasında olur, ilk girişi izleyen hafta içindeki girişlerde de taze yara nedeniyle ufak kanamalar olabilir. Daha nadir olarak ilk giriş kısmi olabilir ve ilgisiz bir zamandaki tam girişte yeniden kanama olabilir.

Kızlık zarı nedir?

Kızlık zarı doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur,bazı bilim adamları adet görünceye kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan bir oluşum olarak,bazılarıda sadece bir doku kalıntısı olarak değerlendirirler.

Yapısı nedir?

Kızlık zarı ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir.

Herkesde kızlık zarı varmıdır?

Bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir.

Kızlık zarı nerededir?

Kızlık zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.

Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?

Hayır, kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar;

Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?

-İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı?

-Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi?

-Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız yırtılmaz.

Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?

-Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazıları da yırtılabilir.

İlk ilişkide çok acı verirmi?

-Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

Ya yırtılmazsa?

-Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.

İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?

-Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz, o kızlık zarınızı uyuştururarak size hiç bir şey hissettirmeden açabilir.

Çok kanarmı ?

-Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir.

Ya kanama durmazsa?

-Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.

Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi?

-Evet,kızlık zarı dikilir.

Kızlık zarını kim diker veya dikebilir ?

-Kızlık zarını sadece bir kadın doğum uzmanı diker.

Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?

-Evet,eğer bu işin uzmanıtarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

Dikilen bir kızlık zarının dikildiği ilişkiye gireceğim kişi tarafından anlaşılırmı?

-Kesinlikle hayır,sadece kadın doğum uzmanları veya adli tıp uzmanları bunu anlayabilir

Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır?

-Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir.

Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır?

-Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.Hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz.

Kızlık zarı ilişkiden ne kadar zaman önce dikilmelidir?

Bu kızlık zarınızın tipine ve hekiminizin yapacağı ameliyata bağlıdır, bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel bazende bir yıl önce dikmek gerekir.

Dikildikten sonra nelere dikkat etmek gerekir? Duş vesaire gibi şeyler zararlımıdır?

Özel bir şey gerektirmez ilk bir kaç gün hekiminizin önerilerine uymak gerekir, rahatlıkla bir kaç gün sonra duş alabilirsiniz.

Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim?

-Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile sadece görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için hiçbir yorum yapamazsınız.

Kim kontrol edebilir?

-Sadece bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacabilecektir.

Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi?

-Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir şüpheniz veya sıkıntınız varsa muayeneye gidiniz.Kimse bu konuda muayene olmanızı garip karşılamayacaktır.

İlk Gece Pozisyonları – İlk Gece

Erkek Üstte
Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı. Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasda olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını ğöğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda ğöğüslerine erişebilir.

Bu pozisyonda bir kaç varyasyon sözkonusudur. İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik poziyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, coğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.

İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.

Kadın Üstte
Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dim dik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.

Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

Otururken
Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.

Ayaktayken
İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.

Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.

Yan Yana
Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.

Arkadan
Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de “erkek egemenliğini” vurgulayan bir pozisyon olması.

Bazılarının bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün kullanabilinmesinden

14 Şubat 2010

Kızlık zarı hakkında soru ve cevaplar

Kategori: Genel — Etiketler:, , , , — admin @ 21:11

Tüm toplumlarda kızlık zarı tabu olma özelliğini halen korumaya devam ediyor. Günümüze değin tabu olarak gelişi de tamamen erkek zihninin ürünüdür. Kızlık zarının önemsenmesi de bir çeşit kadını aşağılama yöntemidir. Erkek zihninin ürünü olan kadın üzerindeki hakimiyeti sürdürebilme anlayışı ile kadınlar da öylesine inandırılmış ki neredeyse kendi bedenlerinden korkar olmuşlar. Kadın cinselliği ve cinsel organ hakkında açıklamalar yapılıyor olsa da genel olarak halk arasında bilinmeyenler çoğunluktadır.

Öncelikle kızlık zarının ne olduğu, işlevi var mıdır yok mudur… bu soruların cevabını bilmek gerekiyor. Kızlık zarı; kesin bir görevi olmayan ve doğa tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilen doku olarak tarif ediliyor. Bazı bilim adamları, regl başlangıcına kadar vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı koruyan doku oluşumu derken bazıları ise, yalnızca bir doku kalıntısı olarak değerlendiriyorlar.

Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?

İlişki dışında nadir olarak bazen uzakdoğu sporu, jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda, kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi? Kapanırmı?

Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman kendiliğinden tekrar birleşmez.

Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görür mü?

Bu kızlık zarının tipine bağlıdır, bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi, bazıları da yırtılabilir.

İlk ilişkide çok acı verir mi?

Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

Ya yırtılmazsa?

Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir acı verilmeden açılabilir.

İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum, ne yapabilirim?

Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz, o kızlık zarınızı uyuştururarak size hiç bir şey hissettirmeden açabilir.

Çok kanarmı ?

Hayır, pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir.

Ya kanama durmazsa?

Bazı yapısal özellikleri nedeniyle çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.

Kızlık zarı tamir edilir mi ?

Evet, kızlık zarı dikilir. Kızlık zarını sadece bir kadın doğum uzmanı diker.

Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?

Evet,eğer bu işin uzmanı tarafından dikilmişse dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır?

Kızlık zarının bozuk olup olmadığı, uzman jinekolog tarafından gözlem ile anlaşılır. Bilgisayarlı tomografi, mr çektirmek ya da ultrason ile kızlık zarının bozuk olup olmadığı görülemez.

Kızlık zarının bozulduğu, ancak bir jinekolog tarafından muayene ile anlaşılır. Kadınların cinsel organının iki dudağını gazlı bezle ayırıp, gözlem sayesinde kolayca anlaşılabilir. Tabi bunu kişinin aynaya bakarak yapması ve anlayabilmesi zordur, çünkü deneyim gerektirir. Oldukça kısa bir muayene ile anlaşılır.

Ama bazı özel durumlarda kolposkopik incelemeye gereksinim duyabilir. Kolposkop, vajenin, rahim ağzı ve dış genital organların bir mikroskopla büyütülerek incelenmesini sağlayan tıbbi bir cihazdır. Kızlık zarının bozulup bozulmadığının anlaşılamadığı durumlarda kullanılır.

Kızlık zarının bozulma belirtileri nelerdir?

Kızlık zarının bozulma belirtilerinde ilk olarak kan gelmesi bilinir. Ama bazı durumlarda kan gelmesi, dış kısımlardaki yırtık ya da sıyrıklardan dolayı olabilir. Yani kan gelmesi kesin bozulduğunu göstermez. Bazı durumlarda ise kızlık zarı bozulur ama kanama meydana gelmez.

Kızlık zarının ne zaman bozulduğu bulunur mu?

Yedi ile sekiz güne kadarki süreçte, kızlık zarının yedi günden önce ya da yedi gün içinde olduğu anlaşılabilinir. Yedi ile sekiz günü geçen durumlar için daha sağlıklı bir şey söylenememektedir.

08 Şubat 2010

Yatak Odası Fısıldaşmaları Yatakta Konuşma Yatakta Sözler CinseL Sohbet

Yatak odasında ışıklar söndüğü zaman fısıldaşmalar başlar… Yatak odası fısıltıları kadınlar ve erkekler için farklı öneme sahiptir. Kadınlar bambaşka konularda konuşmayı severken, erkeklerin yatak fısıldaşmaları bambaşkadır. Araştırmalar erkeklerin %56’sının ışık söndüğünde rüyalarının kadınına ne kadar güzel olduğunu söylediklerini ve bu sayede kendi içlerinde ve partnerlerinin içlerindeki ateşi alevlendirdiklerini ortaya çıkarıyor. Ancak erkeklerin neredeyse tamamı, aşk oyunu sonrasında eşlerine “Nasıldım?” diye soruyor. Kadınların %55′i ise seks sonrası kesinlikle bu soruyu duymak istemiyor. Ancak genel olarak “yatak” sadece yatılan ve seks yapılan bir yer olmaktan çok, romantizmin yaşandığı, çok özel ve genel konuların konuşulduğu sevgi dolu bir yer. Ayrıca insanların %63′ü yatakta yorgan yastık arasında eşlerine ayakkbılarının sıktığını ve nasıl acı verdiğini de anlatıyor.

Yastıklı fikir alışverişi: bir romantik, bir güncel…

Başbaşa olunan bu hoş yatakta gecenin güzelliğinin tadını çıkarmak ayrı bir duygudur. Yatak odasının kapısının kapanmasıyla başbaşa kalınır ve nihayet daha açık ve yoğun konuşmalar için vakit vardır. Konu ne olursa olsun önemli değil, önemli olan birlikte olmak ve yatakta olmak. O duygusallığı ve beraberliği yaşamak. Yapılan araştırmalara göre çiftlerin sadece % 4′ü yatakta konuşmaktan hoşlanmıyor. Ancak yatakta konusu geçen sohbetlerin en başında “kişisel problemler” (% 63) gelirken onu “aile sorunları” (% 62) takip ediyor. Ardından haftasonu ne yapılacak konusu da (%55) çok konuşulan konular arasında. Gelecek için planlar ve hayaller ise % 54 oranında gündeme geliyor.

Baştan çıkarma sanatı

Kim yatakta partnerinden duyduğu tatlı sözlerle baştan çıkarılmak istemez? Erkeklerin % 56’sı eski bir stratejiyi uygulayarak eşlerini komplimanlar yaparak baştan çıkarmaya çalışıyor. Ancak kadınların sadece %28′i erkeklerine onu ne kadar çekici bulduklarını söyleyip çiftler yatak arkadaşı baştan çıkarma çıkarılma teşebbüslerinde bulunuyorlar.

Çiftlerin sadece %31′i aslında yatakta birlikte en çok neler yapmak istediklerini açıklayabilirken, % 4′ü en gizli isteklerini bile söylemekten olabildiğince çekiniyor.

Özellikle yatakta söylenen herşey iyi düşünülmeli. Çünkü “hayatında başka birisi mi var?” türü sorular aşk oyununu bozan önemli faktörlerden birisi. Çiftlerin % 54′ü bu soru karşısında seksten uzaklaşıyor.

Dedikodu, para, alışveriş

Uyumadan önceki o sessiz dakikalar bazen de gündelik muhabbetler için değerlendirilir. Çiftlerin % 52’si “günün nasıl geçti?” diye sorarken, % 49′u mesleki kariyerleri hakkında konuşuyor. %35′i ise iş arkadaşları, komşular veya akrabalar hakkında dedikodu yapıyor. Çiftlerin üçte biri yatakta konuşulacak konuların başında parayı uygun buluyor. Finansal sıkıntılar, alışveriş sorunları gibi konuları yatakta konuşuyorlar. Ancak gergin konularla yataktaki partnerini sinirlendiren birisi, o kendisini geri çektiğinde de kesinlikle şaşırmamalı. Böyle durumlarda çiftlerin % 51′i, artık uykusu geldiğini ve uyumak istediğini söyleyerek yatağın öbür ucuna doğru döner.

Tatlı sözler; canım, aşkım…

Kim şefkatli bir ilişki sırasında eşine tatlı sözlerle hitap ederse, ona onun için ne kadar değerli olduğunu gösterir. Çiftlerin %26’sı yatakta seks sex sırasında veya öncesinde eşlerine “tatlım, canım, aşkım” diye hitap ediyor. % 43′ü ise daha da geliştirerek “arım, balım, kumrum” gibi hitaplar buluyor. Çiftlerin sadece % 21′i eşlerine kendi isimleriyle hitap etmeyi tercih ediyor…

Peki ya siz? Sizde yatakta fısıldaşmayı sevenlerden misiniz? O zaman bunun tadını en iyi şekilde çıkarın …

Tahrik Etmenin Şehvet lendirmenin Azdırmanın Yolları

Şehvet… Cinsel aktivite… Ateş… Bunlar sizin anahtar sözcükleriniz mi? Son dönemde yaşadığınız bazı sorunlar, yatak odasında kötü tecrübelere neden olabilir. Bunları fazla büyütmeyin ve panik yapmayın. Zaten kadınlar arasında her zaman, her fırsatta, her yerde seks yapmak isteyenler azınlıktadır. Çoğu kadın için cinsel arzuların yükselip alçalması normal bir durumdur. “Cinsel arzularınız hormon seviyenizden etkilenen bir dalga gibidir, aydan aya hatta günden güne değişir. Tabii ki haftada 7 gün, her an seks yapan bir seks bağımlısı olamayız” diyor. “Hayatınızın Bütününde Nasıl İyi Seks Yaparsınız?” adlı kitabın yazan Val Sampson.Kendinizi hazır hissetmediğiniz zamanlarda seks yapmaktan kaçınmalısınız, böylece hayal kırıklığına uğramanız da söz konusu olmayacaktır. Bu dönemlerden kurtulmanız için tavsiyelerimize kulak verin. Kendinizi yenileyin ve arzunun sınırlannı zorlamaya hazırlanın.

Düşüncelerinizi sekse odaklayın

İnsanlar seks için zamanlarının olmadığını söylediklerinde, bunun nedeni işyerlerindeki stres ya da tutkularına öncelik tanımamaları olabilir. Stres, arzularınızı dizginleyen en büyük faktörlerden biridir. Sampson, kadınların cinsel anlamda karşılık verebilmeleri için bedensel ve ruhsal olarak kendilerini iyi hissetmeleri gerektiğini söylüyor.

Çözüm:

Cinsel mutluluğu yakalamanın düşünsel bir boyuttan geçtiğini düşünüyorsanız, bedeninizi seks için hazırlayın ve gerçekten seks yapmayı istediğiniz zamanlan keşfedin. “Seks Yaşamınıza Yeniden Enerji Katın” adlı kitabın yazan Elisabeth Wilson, “Eskiden cinsellik uzmanları seks için partnerin arzu edilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorlardı. Oysaki son dönemlerde yapılan araştırmaların sonuçlarına göre seks için sadece arzulamak yeterli bir neden değil. Kafanızda seks olmasa bile, partnerinizin sizi öpmesi, size dokunması bedeninizi harekete geçiriyor ve kafanızda seks düşüncesinin oluşmasına yardımcı oluyor. Bedeniniz bu hareketlere tepki gösteriyor. Partnerinizin size birkaç dakika arzu arttıran hareketlerle karşılık vermesi, seks yaşamınızın canlanması için ilk adım olabilir” diyor Wilson.

Yatak odanızda size işyerinizdeki sorunları hatırlatabiletecek her şeyden kendinizi uzak tutun ve duygusal olarak kendinizi iyi hissettiğiniz cinsel birleşmeler yaşamaya başlayın. Bedenimizle beynimiz arasındaki dengeyi kurmak çok önemlidir. Partnerinizle karşılıklı oturun ve ellerinizi birbirinizin karnına koyun. Birkaç dakika yavaşça nefes alın. Bir süre sonra partnerinizle aynı anda nefes alıp verdiğinizi göreceksiniz. Bu hareketler yalnızca sizi dinlendirmeyecektir, aynı zamanda partnerinize yakınlaştıracak ve cinsel isteğinizi de arttıracaktır. Partnerinize dokunarak ya da biraz sataşarak duygularınızı harekete geçirebilirsiniz. Kadınların teni erkeklerinkine göre 10 kat daha hassastır. Partnerinizin ilk olarak klitorisinize dokunmasını istememelisiniz. Sekse küçük hareketlerle başlamalısınız. İlk olarak bedeninizde küçük dalgalanmalar oluşmalı, bunları büyük dalgalanmalar takip etmeli. Kendinizi sekse hazır hissettiğinizde sizi strese sokacak pozisyonları denemekten kaçınmalısınız. Daha önce denediğiniz ve zevk aldığınız bir pozisyonu denemelisiniz.

Sadece yatak odasına bağlı kalmayın

Cinsel yaşamınızda bir farklılık olmadığını hissedebilirsiniz. Bu, uzun süre aynı şarkıyı dinlemek gibidir. Birine aşık olduğunuzda, onu her görüşünüzde beyniniz uyarılmanıza neden olan dopamin sıvısını üretir. Bir süre sonra aynı erkeği görmeye ya da aynı hareketlerle karşılaşmaya alıştığınız için beyin daha az dopamin üretmeye başlar. Bu nedenle daha az heyecanlanırsınız. Aşk hayatınıza yeniden eski heyecanını kazandırmalısınız ve sevgilinizin bedeninde kimyasal dalgalanmalar oluşturmalısınız.

Çözüm:

Kumsalda sevişmeye ihtiyacınız yok, arabanızda ya da kiralayacağınız üstü açık bir arabada da ateşli dakikalar yaşayabilirsiniz. Basit ve genel seks hareketleriyle başlayın. Sevgiliniz farklı şeyler hissedecektir. Yatak odanızda yaptığınız her hareketi tekrarlayın. Bütün detaylan düşünmeye çalışın. Detaylan düşünmeniz, beyninizin partnerinizi daha çok arzulamasını kolaylaştıracaktır. Sonra hiç beklemediği bir anda partnerinizin üzerine atlayın. 15 dakika gibi bir süre içinde, zevkin doruklarına çıkacaktır. Bunu denemenin riskli yanı, çevredekiler tarafından yakalanma ihtimalinizdir. Bu risk daha çok zevk almanızı sağlar. Mutfakta da değişik deneyimler yaşayabilirsiniz. Mutfak tezgahının üzerine eğilin ve partnerinizi altınıza alın. Bu açı G noktanızı mükemmel şekilde uyaracaktır.

Fonda hissetmeye çalışın

Hafta sonlarınızı bir koltuğun üzerinde tembellik ederek geçiriyorsanız, bu libidonuzu etkileyecektir. Birini arzu etmenin anahtarı öncelikle arzu edilen biri olmaktan geçer. Kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, kendinize olan saygınızı da yitirirsiniz ve şehvetli dakikalar geçirmek için gereken enerjiyi bulamazsınız. Koltuğa bağımlı şekilde yaşamanız kan akışının vücudunuzda yavaşladığı anlamına gelir. Bu durumda yetersiz olan kan dolaşımınızı harekete geçirmelisiniz. Yeniden cinsel yaşamınızın canlanması için, step ya da yüzme gibi sporları deneyebilirsiniz. Bu sporlar kan dolaşımınızı hızlandıracak, dolayısıyla partnerinizi tekrar arzulamaya başlayacaksınız.

Çözüm:

Kelebek hareketiyle başlayın. Seks yapmadan önce, pelvis kaslarınızı iyice sıkın ve içinizden 10′a kadar sayın. Sonra kaslarınızı kelebekler gibi özgür bırakıp, rahatlayın. Germe ve rahatlama hareketlerini tekrarlayın. Yaptığınız hareketler kasıklarınızdaki ateşli noktalara daha çok kan pompalanmasını sağlar. Bu, kadınların ereksiyon olmasına eşdeğerde bir zevktir. Hala farklı şeyler hissetmiyor musunuz? İşte bilimsel bir ipucu: Vücut ısınızı yükseltmek de işe yarayabilir. Bunun için sıcak suyla duş almanız yeterli (sadece sıcak, kaynar suyla değil!) ya da sıcak su torbasını bacaklarınızın arasına yerleştirerek bir süre bekleyebilirsiniz. Partneriniz onu çok arzuladığınız için bu kadar ateşli olduğunuzu bile düşünebilir. Kan dolaşımınızı hızlandıracak şekilde bir pozisyon seçerseniz, partneriniz ve sizin için her şey daha zevkli hale gelebilir. Unutmayın, bedenlerinizin birbirine değmesi de vücut sıcaklığınızı arttıracaktır.

Alkolün arkasına saklanmayın

Sevgilinizle dışarı çıktığınızda içtiğiniz birkaç bardak bira fazla geliyor olabilir. Biranın etkisiyle kendinize çok fazla güveniyor ve çok ateşli bir kadın haline geliyor olabilirsiniz. Alkol bedeninizi uyuşturma özelliğine sahip olduğundan libidonuzu düşürecektir. Seks sırasında zevk almanızı sağlayan hassas noktalarınız uyuşmuş olduğundan daha az zevk alırsınız. Ama alkol kullanmaktan hoşlanıyorsanız, vücudunuzda meydana gelen tüm değişimleri bir avantaja çevirmeyi de öğrenmelisiniz. Bu biraz zamanınızı alsa da uğraşmaya değer.

Çözüm:

Çoğu kadının cinsel anlamda uyarılması için 20 dakika gibi bir süre geçmeli. Zevk alabilmeniz için ön sevişme süresini mümkün olduğunca uzun tutmalısınız. Partneriniz öns evişmeyi bitirecek gibi görünüyorsa, ona bundan gerçekten hoşlandığınızı ve biraz daha uzatması gerektiğini söylemelisiniz. Sevişme sırasında kendinizi rahat hissetmeniz çok önemli. Klitorisinizin uyarılması için en iyi pozisyonu seçin.

Alkol alırken neden içtiğiniz hakkında düşünün. Sevgilinizle özgürce sevişebilmek, daha cesur olmak ya da öfkenizi örtmek için içiyorsanız, alkolden vazgeçmelisiniz. Sevişirken utangaçlığınızı bir tarafa bırakamıyorsanız, sevgilinizi arkanıza alarak kaşık pozisyonunu deneyin.

Düşüncelerinizi okumasını beklemeyin

Kendinize şu soruyu sorun: Yatakta ne yapmaktan istiyorum? “Bilmiyorum” gibi şeyler mırıldanıyorsanız, partneriniz sizin ne istediğinizi nasıl bilebilir? Nelerden hoşlandığınız hakkında ipucu vermezseniz, partneriniz de ne yapacağını bilemez. Wilson, kadınların az zevk almalarının nedenini, sekste zevk aldıkları şeylerle ilgili düşüncelere sahip olmamalarına bağlıyor. Partnerinizi ne kadar çok hayal ederseniz, size zevk verecek hassas noktalarınız bundan o kadar çok etkilenecektir. Onun yanındayken yataktan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz” diyor Wilson.

Çözüm:

İyi bir seks için sadece üç şeye ihtiyacınız var: el, dil ve “Bundan hoşlanıyor muyum?” sorusu.. Yalnız olduğunuzda en çok zevk aldığınız ve sizin için özel olan 10 şeyi belirleyin. Hangi bölgelerinize dokunulmasından hoşlandığınızı tespit edin. Partnerinizin sizi öpmesinden hoşlanıyorsanız, bunun hangi bölgelerinizde daha etkili olduğunu anlamaya çalışın. Sizi ıslak bir şekilde öpmesinden mi, yoksa hafifçe ısırarak öpmesinden mi hoşlanıyorsunuz, karar verin. Şimdi bedeninizi tanımanın tam zamanı, belki de çok şaşıracağınız sonuçlarla karşılaşacaksınız. İkiniz için de zevk çığlıkları atmak için bu iyi bir fırsat

Yaşlılıkta Sex Yaşlılık Cinselliğe Engel mi? İhtiyar Sex

Yaşlı ‘lık ile birlikte tutkunun yerini daha soft duygulara bırakıp, cinselliğin seks in yaşamdaki öneminin giderek azaldığı hatta ortadan kalktığı düşünülüyor. Oysa 40 yaşın üzerindeki İspanyol ve Belçikalılar günde en az bir kez seks yaptıklarını söylüyor.

Yaşın cinsellikteki etkisini ölçmek üzere yapılan bir araştırma, bu düşüncenin doğruluğuna gölge düşürdü. 28 ülkeden toplam 25 binden fazla kişi üzerinde yapılan araştırma, yaşları 40 ila 80 arasında değişen kişilerin cinsel yaşamlarını gün ışığına çıkardı. Araştırmaya katılan bu yaş grubundaki erkekler ‘in yüzde 80′i, kadınlar ‘ınsa yüzde 60′ı cinselliğin yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olduğu görüşünde. Bu bakış açısı özellikle Korelilerde çok yaygın. Araştırmaya katılan Korelilerin yüzde 90′ı, cinselliğin kendileri için aşırı önemli olduğunu söylüyor. Buna karşılık sekse en uzak toplumlar Hong Konglular ve Japonlar. Hong Kongluların yüzde 38′i seksin, yaşamlarına hiçbirşey katmadığı görüşünde.

Araştırma neticesinde görülen o ki, insanlar yaşlansa bile sandığımızın aksine cinsel yaşamları son bulmuyor? Peki ya Türkiye’de de sizce ilerleyen yaşa rağmen çiftlerin seks yaşamı devam ediyor mu?

Masturbasyon Nasıl Yapılır? Nedir? Ayıpmı? Günahmı

Masturbasyon, kişinin kendi kendini tatmin etmek, bedenini tanımak ve kendini mutlu etmek için kullandığı özel bir yoldur. Vücuduyla oynamak, vücuduna dokunmak ve bazı genital bölgeleri uyarmak çoğu insanın zevk aldığı bir şeydir.

Ancak ne var ki toplum, insanları bedenleriyle oynamanın yanlış hatta günah olduğuna dair bir bakış açısıyla yetiştirir. Kimimiz bu mesajlardan nefret ederken kimimiz de hayatımızın doğrularını bu inanışa göre kurgularız. Ancak yapılan araştırmalar masturbasyonun yanlış, günah ve utanılacak bir şey olduğuna dair bakış açısından en çok bluğ çağındaki gençlerin etkilendiğini göstermiştir. Bu sebeple vücutlarını keşfetmeye başlayan gençlerde masturbasyon sırasında ya da masturbasyon sona erdikten sonra huzursuzluk, utanç, iğrenme rahatsızlık, kendine acıma, yalnızlık ve pişmanlık duygusu yoğun olarak yaşanmaktadır.

Ergenliğini tamamladıktan sonra da kadının masturbasyon sonrası hissettiği bu duygular şiddeti artarak ya da azalarak devam etmektedir. Masturbasyondan psikolojik olarak değil yalnızca fiziksel zevk duyan kadınların sayısı bir hayli fazladır.

Masturbasyonun kadınlarda iğrençlik duygusu uyandırmasının altında toplumun kadına bakış açısındaki çarpıklığın etkisi çok fazladır. Hangi toplumda olursa olsun kadın öncelikle doğurganlığın simgesidir. Dolayısıyla üremenin dışında yaşanan bir cinsellik kadının sapıklığının bir göstergesi olarak kabul edilir.

Betty Dodson “Masturbasyonun Özgürleştirilmesi” adlı kitabında kendi kendini tatmin etmenin cinsel yaşamın başlıca öğelerinden biri olduğuna değinmiştir. Masturbasyonun cinselliğin kökü olduğunu ifade eden Dodson primatların çocukluktan beri masturbasyon yaptığını söylemiştir.

Bedenin ve cinselliğin keşfinin henüz çocukluk yıllarında başladığına bir çok anne-baba çocuğunun kendi vücuduna dokunduğunu görererek tanık olmuştur. Ancak o sıralarda vücuda dokunularak alınan zevkin masturbasyon olduğunu kişi ancak cinselliği öğrendikten sonra kavrayabilir. Ayrıca masturbasyonun nasıl yapıldığı, ne olduğu ve ne olmadığı da kişinin kendi kendine keşfettiği bir şeydir. Ailelerin büyük çoğunluğu cinsellik konusunda çocuklarıyla konuşmamayı tercih etmektedir. Hatta kimi gençler annelerinin kendilerini masturbasyon yaptığı sırada yakalayınca, cinsel organına iğne yaptıracağı gibi cezalarla korkuttuğundan bahsetmiştir.

Gerek erkek gerekse kadın için bedeni tanımanın en önemli yolu olan masturbasyon tabu olma özelliğini hâlâ koruyor. Ancak baskılara, yasaklara rağmen cinsel yaşamın ve cinsel birlikteliklerin sağlıklı ve mutlu yaşanması, bedensel ihtiyaçların karşılanması, bedenin keşfedilmesi için masturbasyonun sapıklık ve utanılacak bir şey olmadığı yavaş yavaş anlaşılmaya başlanıyor. kadınlarda mastürbasyon kızlarda mastürbasyon nasıl yapılır veya teknikleri diye sorular takılır kafalarında , ancak mastürbasyon yapmak beyin olarak kendi iç güdüsel hareketine gore yapan oldugu anlasılır.

Hemen hemen herkes masturbasyonun, kişinin kendi kendini tatmin etmek, bedenini tanımak ve kendini mutlu etmek için kullandığı özel bir yol olduğu konusunda hemfikirdir.

1) Masturbasyon bedeni tanıma ve bedenin isteklerini öğrenme yoludur

2) Cinsel bilgi edinmek için önemli bir yoldur.

3) Masturbasyon başkalarıyla daha iyi cinsel ilişkiler kurmaya yardımı olur.

4) Masturbasyon kişinin özgür olduğunu hissetmesini ve kendine güvenmesini sağlar.

5) Masturbasyon sevişmek gibi farklı bir cinsel deneyimdir ve ayrı bir zevki vardır.

07 Şubat 2010

Gerdek Gecesi ve İslamiyet

Zifaf
gecesi nasıl davranması gerektiğini bilmeyen pek çok genç erkek ve genç kız bulunduğunu
sık sık duyuyoruz. Bu gençler zifaf gecesine bir öcü gibi bakıyor ve geceyi nasıl
geçireceklerinin şaşkınlığı altında adeta ecel terleri döküyorlar.

Oysa zifaf gecesi korkulması değil, sevinçle değerlendirilmesi gereken bir gecedir. İnsan, bilmediğinden korkar.
Bilmedikleri konular hakkında yeterli bilgi edinirse korkusu kalmaz. Evlilik yaşamı boyunca o
gecenin anıları belleklerimizden silinmeyecek güzel izler bırakabilir. Yeter ki o gece nasıl
davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olalım.
Biz bu bölümde gençlerimizin ve
genç kızlarımızın gereksinim duydukları bilgileri ayrıntılarıyla vermeye çalışacağız.

Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk
gecede cinsel düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik yaşamının temelini
atmış olacaklardır.

Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu
konuda bilgi sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu tatmak
yerine çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da
bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, başaramama korkusu, kızda da cinsel
ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır. Bazı kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç
çifte, düğün törenleri sırasında sağdıç ve yenge denen yardımcıları tarafından ayrı ayrı
cinsel bilgiler verilir.
Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma
nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizliğe sebep olan önemli nedenlerden biri de: cinsel
uyuşmazlıklar ve cinsel sorunlardır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunların bilgi
yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir.

Bazı kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve yengeden almaktadır. Düğün gününe
kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi alamayan gence, adeta düğün töreninin bir
parçası olarak kısa ve öz bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin normal olduğu vurgulanır.
Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri gençlere anlatılır. Bu
bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir. Düğün töreni başlayınca sağdıç, damat veya
babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli bir erkek tarafından seçilir. Sağdıcın
mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı olmasına özen gösterilir. Yenge ise, gelin veya annesi
veya gelinin kan akrabası olan evli bir kadın tarafından seçilir. Yengenin de mutlu bir evlilik
yapmış ve hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada, yenge de
geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler verirler.

Ülkemizdeki geleneğe göre, ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en büyük rolü erkek üstlenir.
Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme şiddetli ve zoraki bir davranış
olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam
boyu unutulmayacağından, eşler yanlış davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden
kaçınmalıdırlar.
Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı
olmalıdır. Erkeğin saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı
cinsel ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.
Gerdek Gecesindeki Başarının Yolu; Cinsel Bilgidir:

Gerdek gecesi. İlk gece. Üstüne şarkılar, türküler
söylenilmiş, romanlar yazılmış, nice gencin yıllar yılı düşlerine girmiş olan konu! Kimi çiftler
için sanki cennete açılan bir kapı, bir murada eriş. Kimi gençler için anlatılmaz bir kabus, bir
utanç uçurumu, bir hayal kırıklığı, bir dehşet zindanı… Gerdek…
Bu gece hiç bir
zaman küçümsenmemeli ve evlenen eşler ilk gece için bilgilenmeli ve dikkatle
hazırlanmalıdır.
Bir kadının evlilik hayatı boyunca cinsel soğukluk içinde kalması ya
da erkeğin bir iktidarsızlık haline düşmesinde, ilk gecedeki olayların kesin bir etkisi olabilir.
Onun için evlilik hayatının bu önemli safhasının nasıl geçirileceği ve ilk cinsel ilişkide nelere
dikkat edilmesi gerektiği hakkında doğru bilgilere sahip olmak gerekir.
İlk Geceye

Psikolojik Hazırlık:
Bazı genç kızlar açıkça korkuyorlar ilk geceden. Ve bu korkunun
giderek kendilerine egemen olmasından çekiniyorlar. İçlerinden bazıları var ki sırf bu yüzden
yemeden içmeden kesilirler. Kafalarını kurcalayan sorulara karşılık bulamamanın üzüntüsü
içinde ne yapacaklarını şaşırmış bir halleri olur. Kimisi, “Acaba eşimi mutlu edebilecek
miyim?” diye düşünür. Kimisi ise “Çok canım yanacak mı?” diye sorar kendisine. Bunun gibi
çeşitli sorular rahatsız eder onları. Evet, haklılar. Aslında ilk gece çok önemli. Üzerinde
durulduğu kadar var. Ama bunun için paniğe kapılmamalı. Eğer bu konuda bilgi edinirseniz,
bütün evlilik hayatınızın mutlu geçmesini sağlıyacak anahtarı da elinize geçirmiş
olursunuz.”

Günümüzde genç kızlarımızı saran ilk gece korkusuna, aslında
bilgisizlikten başka bir şey neden olmuyor.
Bazı genç erkekler, haram olmasına rağmen ilk
cinsel ilişkilerini evlilikten önce genelevlerinde yaşamaktadırlar. Oralarda ise, genç erkeklerin
acemliğine saygı duyulmadan bir an önce işini bitirip parasını almak isteyen kadın tarafından
genç erkekler hakaretlere uğramaktadırlar. Hatta bu hakaretler karşısında cinsel birleşmeyi
bile gerçekleştiremiyen, ereksiyona (penisin sertleşmesine) geçemiyen erkekler olmaktadır.

Tecrübe kazanmak isteyen genç, ömür boyu cinsel ilişkiden, kadından soğumakta veya
ereksiyona geçememek gibi çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. O yüzden Allah”ın nikahsız
cinsel ilişkiyi haram kılmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek…
Genellikle genç
kızlar, ilk cinsel ilişkiye, korkulacak bir olay gözüyle bakarlar. Kızlık zarı denen şey nasıl bir
nesnedir? Yırtılırken ne olur? Cinsel ilişki sırasında, hele başlangıcında kendisi nasıl
davranacaktır?
Doğrusu şu ki bu sırada yalnız genç kız değildir benzer korkuları
taşıyan. Erkek de çeşitli duygular içindedir. İşe nasıl başlamalı? Birdenbire mi, yavaş yavaş
mı hareket etmeli? Başaracak mıdır?

İşte bu durumlarda eşler birbirlerini tamamlamak
ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar. Çoğu zaman, erkeklerin bu konuda büyük
sorumluluklar taşıdığı söylenir, yazılır. Bir dereceye kadar doğru sayılabilir bu. Ama büsbütün
de doğru değildir. Çünkü sorumlu olan yalnız erkek değil, genç kızdır da. Yani sorumlulukları
eşit şekilde paylaşmaları… Bu yüzden genç kız, onun sıkılganlığını arttıracak, sinirlerini
bozacak, içindeki fırtınayı şiddetiendirecek hareketlerden kaçınmalıdır. Eşe yardım etmek
yalnız erkeğin karısına değil, kadının da erkeğine karşı görevidir.
İlk birleşmede
kadını en çok korkutan şey, kızlık zarıdır. Oysa ki bu son derece basit bir problemdir…

Çoğunlukla bu zar pek hafif bir acıma duygusu vererek yırtılır. İnce ve esnek ise duyulan
acı, belli belirsizdir. Kalın ise yırtılması biraz daha zor ve ağrılı olur… o Ama bunu gözlerde
fazla büyütmemek gerekir. Kızlık zarının (< yırtılışı sırasında biraz kan da akar… Ancak
bazı zar şekillerinde bu kanın akmaması da mümkündür.
İlk gece ile ilgili güçlükler,
yalnızca kızlık zarı ve bununla ilgili sorunlar değildir elbette. Sinirsel gerginliği ile ilgili
güçlükler, bunlardan çok daha önemlidir.
Zifaf gecesinde cinsel ilişki dakikaları
yaklaştıkça hem gelin, hem de güveyin korku ve heyecandan ekseriya sinirleri gerilmeye
başlar. Bu gerginliğin doğurduğu bazı güçlükler vardır, şimdi bunları açıklıyalım:

Bir genç kız, böyle korku ve gerginlik içinde olduğu zaman vajinanın etrafındaki kaslar gerilir ve
bu nedenle vajina yolu diğer zamanlardakine oranla daha dar bir hale gelir. Bundan başka,
nasıl kalabalık bir halk önünde ilk defa nutuk vermeye çıkan bir kimsenin heyecandan ağzı
kurursa, aynı şekilde korku ve heyecan içinde bulunan bir gelinin de vajina içi kurur ve
kayganlaşmaz. Böyle olunca, erkeğin cinsel organının içeri girmesi güçleşir.

Böyle durumlarda, kadın vajinasının ıslaklık ve kayganlığını, dışardan kullanılacak bir vazelin ile
sağlamak gerekir. Bunun için de en iyi çare erkeğin organına boydan boya vazelin sürmesidir.
Böylece penisin, vajinaya girmesi kolaylaşmış olur. Çiftler, bu gergin halleri geçirip iyice
yatışıncaya kadar tatlı tatlı sohbet ederler ve beklerler. Heyecanları tamamen geçip ihtiraslı
bir arzu duydukları zaman tekrar aşka başlarlarsa, o zaman vajina çevresindeki kaslar gevşer
ve doğal şekilde salgıyla kendiliğinden kayganlaşır. Bu durumda cinsel ilişki çok daha kolay
ve rahat olur.
Genç kız, gerginlik ve heyecanının kolayca geçmiyeceğini tahmin
ediyorsa, o zaman bir sıcak su banyosu yapması çok yararlı olacaktır.

Erkeğe gelince, ilk cinsel ilişkinin heyecanı, kendisini geçici olarak başarısız bırakabilir. Günlerden ve
saatlerden beri bu dakikayı ve bu anı beklemiş, belki son günler ve gecelerede karısıyla
cinsel ilişkide bulunacağı bu anı düşünerek üreme organlarını ve sinir merkezlerini fazlasıyla
yormuştur. İşte gerek bu heyecan, gerekse o yorgunluk neticesinde erkek, cinsel organının
sertleşmediğini görebilir. Kimi erkek bu durum karşısında dehşete düşer, şeref ve itibarinin
mahvolduğunu, karısının kendisini artık erkekten saymıyacağını düşünerek delice bir
acıya, üzüntüye kapılır. Hem kendini, hem karısını büyük bir zevkten yoksun bıraktığı için
sınırsız bir sıkıntı duyar.

Eğer bu durumda iken, kadını bilgisizce bir şey söyler ve
anlayışsız davranırsa, ağır ya da alaycı bir söz söylerse, erkeğin hayatı boyunca sürüp
gidecek bir şekilde incinmesine neden olabilir. Oysaki bu durumda olgun ve anlayışlı bir
kadının yapacağı tek şey, kocasına oldukça iyi davranmak, gönül alıcı şeyler söylemek, işi
şakaya vurmak ve bunun sırf, o ana özgü, geçici bir tutukluktan geldiğini ve hiç bir öneminin
olmadığını belirterek, onun kendine tekrar güvenini kazanmasını sağlamaya çalışmaktır.
Eğer kocasının tutukluğunun o akşam geçmiyeceğini sezerse, kendisinden hiçbir talepte
bulunmadan, ilk cinsel birleşmelerini ertesi akşama bırakmak üzere, onu yatmaya ve rahat bir
uyku uyumaya davet etmelidir.

Aslında böyle bir duruma düşmeyi önlemek için eşler,
daha zifaf odasına girer girmez cinsel ilişkiye girişmekten kaçınmalıdırlar. İkisi de bir süre
oturup dinlenmeli, sohbet etmeli, hafif okşayış ve öpüşmelerle birbirlerine alışmalı ve
ürkeklikleri gitmelidir. Ne zaman arzu ve ihtiraslarının adamakıllı uyandığını hissederlerse, o
zaman yatağa girmelidirler. Eğer vücut ve sinirleri adamakıllı yorgunsa, bu yüzden içlerinde
gerçek bir arzu duymuyorlarsa, ilk cinsel birleşmeyi ertesi akşama bırakmak en iyi yoldur.
Ayrıca şu da hatırlanmalı ki eşlerden biri isteksiz iken yapılan cinsel ilişki hiç de zevk verici
ve tatmin edici olamaz.
Eşler, birbirlerine sakin olmaları konusunda telkinde bulunmalı
ve birbirlerine moral ve güven vermeli. Birlikte karşılıklı sevgi ve anlayışla, birbirlerine
yardımcı olacakları konusunda söz verdikten sonra önsevişmeye başlamalılar.

Kızlık zarının çeşitleri hakkında bilgisiz bazı erkeklerin, kızlık zarının sert olduğu zanni ile normal
cinsel birleşmede kızlık zarını yırtamıyacakları korkusu ile parmakla veya başka şeyler
sokarak kızlık zarını yırtmaya kalkıştıkları duyulmaktadır. Asla böyle şeylere gerek
duyulmamalıdır. Penisi sertleşen her erkek bu işi rahatlıkla ve kolayca başarabilir. Aynı
şekilde genç kızlara da kızlık zarının yırtılması esnasında çok acı çekileceği korkusu
yerleştirilmektedir. Bu bölümde detaylıca izah edileceği gibi, gerdek gecesinde yeteri kadar
fiziksel ve ruhsal uyarı ve ön sevişme yapılırsa, kız cinsel birleşmeye güzelce psikolojik
olarak hazırlanırsa, aşk heyecanı esnasında hiç proplemsiz ve acısız bu iş başarılabilir.
Toplu iğenin ucunun batması kadar veya soğan zarının yırtılması kadar kolay ve habersiz
bile olabilir.

Gerdekte Cinsellikten Önce Sevgi ve Aşka Önem Verilmeli:
Kadın, seks için seks yapmaz, aşk için seks yapar, erkek ise seks için seks yapabilir.
Sevgisiz cinsel ilişki, kadın için bir işkencedir. Oysa erkek yapısı bambaşkadır. Kimi erkek için aşk
başka konu, cinsel ilişki başka konudur. Hiç sevmediği bir kadınla da cinsel doyum uğruna
yatabilir. Kadının durumu ise farklıdır.
Erkek her şeyden önce kadın vücudu ile kadın
ruhunu iyi tanımalıdır. Kadınlar belirli bir dış etki olmadan cinsel yönden fazla uyanmazlar. Bu
bakımdan erkek, önce ön sevişme ile ise başlamalı, eşinde az çok bir uyanış gördükten
sonra yaklaşmalıdır. Bu sırada sözden çok nazik, şefkatli ve sevgi dolu hareketleri ile kadını
kazanmaya çalışmalıdır. Kadınların vücuduna yaklaşmadan önce onların ruhlarına
varabilmek çok önemlidir.

Bir örnek verelim. Erkek, kendisine öldüresiye düşman
olduğunu bildiği, ama cinsel yönden çekici bulduğu bir kadını imkan bulursa kollarının
arasına alır, öper, okşar ve arzularını bu kadının üzerinden tatmin eder. Hatta yakın
zamanlara gelinceye kadar savaş sonunda işgal edilen ülkelerin kadınları düşman askerleri
için cinsel bir av olarak görülüyordu. Erkek öldürme tehdidi ile arzularına boyun eğen bir
kadından bile zevk alabilir. Bu onun ruhsal yapısının tabii bir halidir. Ama kadın için böyle
değildir. Kadın ancak beğendiği, hoşlandığı erkekle birleştiği zaman gerçek orgazma
varabilir.

Genç kızın ilk birleşmede orgazm”a ulaşmasını da beklememelidir. Kadınlar
evliliklerinin ilk günlerinde cinsel yaklaşmayı genellikle bir görev duygusu içinde yaparlar.
Erkek, eşinin soğukluğundan korkmamalıdır. Bu durum geçicidir. Kadınların çoğunluğu uzun
bir süre sonra cinsel zevke ulaşırlar. Ancak burada dikkat edilecek bir özellik daha vardır. Bir
çok kadın haksız yere soğuklukla itham edilirler. Soğuk kadın demek hasta kadın demektir.
Vücutça ve ruhça sağlıklı olan bir kadının cinsel ilişkiye karşı soğuk olacağı düşünülemez.
Erkek önce kabahatin kendisinde olup olmadığını araştırmalı ancak ondan sonradır ki,
karısından şikayetçi olmalıdır.

Gerdekte Damadın Heyecanı:
Bir çok damatlar
da gerdek gecesinde gelinler kadar heyecanlıdırlar. Bu onların deneyimsizliklerinden gelir
belki de. Belki de sevdikleri, saydıkları, eş olarak aldıkları kadına ilk olarak bu kadar
yaklaşmanın verdiği heyecandan ileri gelir. Büyük bir heyecan hatta utangaçlığa
kapılabilir.
Gerdekte Geline Düşen Görev:
Gelin bu konuda yumuşak, yatkın,
şefkatli ve anlayışlı davranarak damada yardımcı olmalıdır. Yoksa damat gelinin kızlık
zarını yırtacak kudrette bir ereksiyon (penis dikliği) bile sağlayamaz. Bu da ona dayanılmaz bir
aşağılık kompleksi verir. Başarısızlığına tanık olan yeni karısını bir daha görmek
istemeyebilir. Ondan kaçmak isteği, yeni evliliği daha ilk geceden sarsar.

Kızlığın Giderilmesi:
Kızlık zarının bilimsel adı hmen”dir. Birleşme olduğu halde eşinden kan
akmadığını gören erkek hemen onun namusundan şüphe edebilir. Çoğu kez eşini babasının
evine yollar daha da kötüsü cinayete bile sürüklenebilir. Erkeğin kesin bir karara varmadan
hele eşine hiçbir şekilde hiddet göstermeden durumu bir doktorla konuşması en uygun yoldur.
Çünkü yarı bakire denilen kadınlar vardır. Bu tip kadınlarda penis, zar”ı yırtmadan vajinaya
girebilir. Çünkü zarın şekli çok değişiktir, ortası tamamen açıktır. Bu gibi kadınlarda bir
doktor müdahalesi olmazsa doğuma kadar bakirelikleri devam edebilir. Ayrıca vajina girişi
geniş, zarları dar ve fazla elastik olanlarda sayısız birleşmelere rağmen kanama görülmez.

Gerdek Gecesi Yanlışları ve Hurafeleri:
* Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi
bazen çevresi tarafından stres haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son
günleri zaten yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım kuruntuları,
endişe ve korkuları olabilir.

* İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden
çok fazla şey beklememesinin uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi
haller cinsel yaşamı etkileyen olgulardır. Bu nedenle ilk gece genç kızın veya erkeğin
ilişkiden kaçınması çok sık görünen bir durumdur. Çitf karşılıklı olarak anlayış göstermelidir.
Sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçınan genç kızı eşi zorla ilk gece cinsel
birleşmeye zorlamamalıdır. Aynı şekilde heyecan ve aşırı yorgunluk nedeniyle erkeğin hiçbir
girişimde bulunamaması da olağandır. Böyle durumlarda gelin de akılcı olmalı ve esinin
erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.

Kanlı Çarşaf Rezaleti:
İslamî kültürden uzak bazı bölgelerde çok kötü bir gelenek vardır. Damatla
gelin gerdeğe girdikleri zaman dışarda kız ve erkek tarafından sonucu öğrenmek üzere
yengeler bekletilir. Kız için de, erkek için de bundan daha çirkin bundan daha iğrenç bir şey
düşünülemez!

* İslamî açıdan da karı-koca arasında gizli kalması gereken ve
başkalarına antatılması, gösterilmesi haram olan kanlı çarşaf olayı, genç evlilerin bir ömür
boyu çekecekleri utanç ve ızdıraplara vesile olmaktadır. Kapıda kanlı çarşaf bekleyen
namus bekçileri (!), gençleri aceleye sevketmekte ve huzursuz etmektedirler. İleride genişçe
izah edeceğimiz, gerdek gecesinde cinsel ilişkiden önce yapılması gereken sohbet, ön
sevişme gibi eşleri birbirine yaklaştırıcı davranışların yapılmasına zaman
bırakmamaktadırlar. Acelecilik ve beklenilme tedirginliği, gençleri psikolojik baskı altına
almakta ve kolay iş zorlaşmakta ve acelecilikten dolayı başarısızlıkla
sonuçlanabilmektedir.

Başarı gösteremiyen erkek utançtan yerin dibine geçer… Ne yazık
ki…
Kedinin ciğer beklediği gibi, kapı önünde kanlı çarşaf beklemek, bekleyenin ve
bekletenin en büyük ayıbıdır. Bir ömür boyu bu cahilliğin utancını nasıl yaşarlar?!
Ama
kurtuluş yoktur. Ertesi gece kapıda yine nöbetçiler bekler. Bu şekilde utanç yüzünden eşini
öldüren ya da intihar eden erkekler görülmüştür. Diğer taraftan cinsel birleşmeye karşın
beklenen kanı görmeyen erkek, genellikle kapıda bekliyenlerden çekinerek yalnız kendilerini
ilgilendiren bir meseleyi aralarında halletmek imkanından yoksun bulunduğu için günahsız
karısını kovar. Tıbbî araştırmalar yapmadan namuslu kadına iftira atan ve açıkça zina ile
suçlayan erkek, tıbbî araştırma sonucunda gelin kız çıkarsa (İslam Hukukuna göre) iftira
cezası olan 80 sopayı hak eder.

Bütün bunlar göz önüne getirilecek olursa, erkeğin de
kadının da çevrenin de ilk gece çok dikkatli ve anlayışlı olmaları gerekir.
Gençler,
anneler ve babalar! Sakın bu ahlaksız davranışa kalkışmayın ve izin de vermeyin.
*
Böyle bir baskı ve kontrol altındaki cinsel ilişkiden beklenen netice alınamayınca, gelin,
damat ve diğer akrabalar arasında üzücü ve kırıcı olaylar ve lüzumsuz kavgalar meydana
gelmektedir.
Sevgili Peygamberimizin eşler arasındaki cinsel konuların açıklanmaması
hakkındaki emirlerinden birisi de şöyledir:
“Kıyamet günü Allah katında insanların en
şerlilerinden biri de eşiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, aile sırrını (cinsel davranış
özelliklerini) açığa vurandır.” (Müslim, Nikah:2, Nn:1437.)

* Diğer önemli bir konu da
cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir. Kızlık zarı başlığı altında bu konuya
oldukça geniş yer verdim. Burada tekrar belirtmekte fayda olduğu kanısındayım. Bazı kızlık
zarları fazla dar değildir veya elastikidir ve kamışın rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma
olmayabilir. Ender olarak bu gibi durumların görüldüğünü unutmamalıyız. Yanlış
değerlendirme yapmamak için ve mahkemede sonuçlanan bir adli olay meydana getirmemek
için tarafların olayı büyütmeden, bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine
başvurarak kızlık zarı muayenesi yaptırmaları uygun olur. Bu şekilde gerçek ortaya çıkar ve
genç kız masumsa, hayatı boyu çekeceği suçlamalardan kurtulmuş olur.

Netice olarak;
gerdek gecesinin mahremiyeti gelin ve damat arasında kalmalıdır. Kanlı çarşaf gibi yanlış ve
İslam dışı örfler kaldırılmalıdır. Lüzum görülürse, gereken kontrolü damat kendisi yaptırmalı
ve işi büyütmeden halletmelidir. Kız, sağlam ve temiz çıktığı zaman bir ömür boyu karısına
karşı mahcup olmaması açısından erkek, işi gürültüye ve yaygaraya vermeden karşılıklı
konuşarak birbirlerine şüphe ile bakmadan, nezaket ve saygılarını bozmadan uzman doktora
birlikte gidip işi tatlılıkla halletmeleri daha uygundur.
* İlk gece hakkında bir başka
yanlış kültür de “Erkek ne kadar sert olursa, karısını ne kadar fazla korkutursa, bu korku
ömür boyu itaati gerektirirmiş!”

Kadın, kocasına iki şekilde saygı duyar. Birisi,
kocasından çok korkan ve nefret eden bir kadın. Aslında kocasını hiç sevmez, zerre kadar
da saygı duymaz. Fakat zülmünden korkusuna saygılı gibi görünür. Cahil ve kişiliksiz koca da
birileri tarafından saygı görememenin sıkıntısını karısının saygısıyla giderir. Başkalarının
yanında karısına bağırmanın “erkeklik” tadına varır. Tıpkı, karısına bir tek sözü
geçmeyen bazı komutanların, askerinin kendi karşısında put gibi durduğunu yine bir vesile ile
karısına göstermesi gibi. Cahil, kişiliksiz ve kompleksli koca da karısının kendisinden nasıl
korktuğunu başkalarına gösterme gayretindedir.

İlk gece bilhassa erkeğin en fazla
nazik olması gerektiğini, sevgi kanatlarını en sonuna kadar açması gerektiğini, morallerin en
yüksek derecede olması gerektiğini bilmeyen veya yanlış anlayan bir kısım da, ilk gecede
erkeklik gösterisine kalkışmaktadır. Veya böyle tavsiyeler almaktadır.
Saygı, korku ile
kazanılmaz, sevgi ile kazanılır. Sevgi ile kazanılan saygı, insanı mutlu edenidir.
*
Toplumumuzda dikkat edilmeyen konulardan biri de; düğün günü gelin ile damadın
psikolojilerine hiç dikkat edilmeden, onların üzüleceklerine dikkat edilmeden aileler arasında
ufak tefek bazı meseleler yüzünden tartışmalar yapılmaktadır. Bundan da gelin ile damadın
moralleri bozulmakta ve ilk gecede birbirlerine duyacakları mahcubiyet, cinsel hayatlarına etki
etmekte ve mutluluk, mutsuzluğa dönüşmektedir. İlk gecede yaşanan bu olumsuzluk, bir ömür
boyu sürmektedir.
Kısacası, ilk gecede korku, üzüntü ve buna benzer şeyler çok
yanlıştır. İnsanlık dışıdır. Genç evlileri başarısızlığa itmektedir.
* İlk gece hurafeleri
bitmez. Eşik altına sabun konmaktadır. İlk çocuk erkek olsun diye.

Halbuki erkek evlat
isteyip de kız çocuğunu istemeyenler için Allah”ın koyduğu bir tarif var: “…onlara kız
çocuğunuz doğdu diye müjde verilince, yüzleri utançlarından simsiyah kesilir,..”, “…Kızları
olduğu için halktan utanıyor, o çocuğu yaşatsınlar mı, (diri diri) gömsünler mi diye
düşünüyorlardı…” (Kur”an-ı Kerim, Nahl Suresi: 58,59.)

İslamdan önceki cahiliye
dönemindeki cahiller böyle düşünüyorlardı. Şimdiki cahiller de aynı düşüncenin tesiri altına
girmekte ve ilk gecede eşiğe sabun koymaktadırlar. Teller bağlamaktadırlar. Halının altına
gelinlik koymak, kadını karyolaya bağlamak (kocasına bağlı olsun diye) gibi insanlık ve
İslam dışı bir sürü hurafeler ve zulümler…
İslamı bilmemek, insanları böyle şaşırtıyor
işte. Kimi kadına zulmeder, kimi kendine zulmeder. Kimi çocuğa zulmeder. Kimi de hayvana
zulmeder…
İlk Cinsel Birleşme Ve Sonuçları:

İlk gece ve cinsel birleşme için
eşler, psikolojik ve cinsel bilgiler yönünden hazırlanmalı, bilgilendirilmelidirler. “Aman aceleye
getirme!” uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup
dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi
kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç
zamandır kafanızı kurcalayan “acaba”lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan
daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara
karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel
birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
İnsan cinsel birleşme konusunda ne kadar çok
şey duymuş ya da okumuş olursa olsun, bu olayda kendi vücudu, kendi benliği yer aldığı
zaman iş tamamen değişir.

Genç bir hemşire şöyle itirafta bulunmuş: “Evlenmeden önce
çok şey bildiğimi sanıyordum. Anatomi, fizyoloji okumuştum okulda. Doğum odasında
çalışmıştım. Bir sürü konuşma, tartışma da dinlemiştim. Ancak cinsel ilişkide bulunan kişi
ben olunca durum bambaşka oldu.”
Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik,
yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: “Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu
muymuş?”

Kadın, ilk cinsel birleşmesinde büyük olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.
Gene tipik olarak,
hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak
suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.

Ne var ki

burada birayrıma parmak basmak gerek: Aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor,sürüp gidiyorsa
o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni
başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler,
üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında
hala bir yaşındaki gibi “sendeliyorsa” durum değişir.

Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu
birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini,
vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. İlk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması
doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu
da çok önemlidir. Çünkü bir kez “Eyvah, bir bozukluk var,” diye korkuya kapıldınız mı
gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.

Gerdekte genç kızın
bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve
gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları
büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu
da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi
kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.

“İlk
gece”de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca
nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş yapmaya çalışan
erkek cinsel organı penis, bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can
acısı duyacaktır. İşte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek
tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp
gevşeterek alıştırma yapılmalıdır. İlk birleşmenin heyecanı sırasında bu alıştırmaları
hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk birleşme sırasında daha az can acısı duyacaklardır.

Kadının aşırı gerginliği önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı
konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Bazı kadınlar: “Genç kızlığımda
kızlık zarım duvar gibi bir zar sanır, öyle kalın, sapasağlam bir zar ki ilk gecede zavallı
kocam bunu yırtıncaya kadar akla karayı seçecek!” zannederler.
Bazı kadınlarda,
“Kızlık zarım yırtılırken büyük ıstırap çekeceğim” zannındadırlar.

Gerçekte kızlık
zarı, vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması
imkansızdır, hiç değilse adet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük,
kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık
zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin
zorlanmasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama
vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.

Adet sırasında tampon kullanan genç
kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan
“iyi bir kız” olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.

Biz dönelim ilk geceye.
Kaslarını kontrol etmeyen kadının ilk birleşme heyecanı sırasında iyice gerginleşmesi
doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının
sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır.
Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.

Buda erkeğin girmeyi gerçekleştirebilmek için biraz güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir.
Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi
olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda
kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek,
birbirinizi yüreklendirmek, kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da
yarar sağlayabilir.

Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı,
herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmalarıdır.
Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır
ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de
yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

Sarılmak,
okşamak, sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması
gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu
hatırlamaktır. Bu ilk gece yalnızca bir başlangıçtır ve ön sözdür, asıl öykü daha sonra
gelecektir.

Hem Konuş Hem Seviş Oynaş Hem Sex Yap Cinsel Konuşma

Kategori: Genel — Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , — admin @ 15:04

Cinsellik öncesinde ve ve sevişirken eşler birbirleriyle konuştuklarında birbirlerinin ne istediğini daha iyi anlarlar. Bu da eşler arasındaki ilişkinin kalitesini yükselterek eşlerin daha çok zevk almasını sağlar. Eşlerden bir tanesinin cinsellik için kendini hazır hissetmediğini ilişki öncesi söylemesi en doğrusu olacaktır. Aksi halde istemsiz gerçekleşen ilişki problem yaratacaktır. Hissettiklerinizi anlatın:Cinsel ilişki esnasında eşlerin duydukları hazzı birbirlerine söylemeleri cinsel uyumu sağlar. İlişkide eşinin ne zaman neresine dokunmasını istediğini söylemesi hem çiftleri daha çok motive edecek hem de aldıkları zevki arttıracaktır. Bazı çiftler de argo kelimeler kullanmaktan ve ya duymaktan hoşlanır. Eğer eşlerden her ikisi de bu durumdan hoşlanıyorlarsa sorun yoktur. Bazen konuşmak çiftler arasında yanlış anlaşılmalara sebep olsa da faydasının daha çok olduğu doğrudur. Eşler birbirlerini tanıdıkça kelime seçiminde daha rahat olacak ve ilişkileri daha sağlıklı bir hal alacaktır. Fakat bunun için eşler arasında konuşarak iletişim kurmak şart. Eşlerden biri eğer konuşmak istemiyorsa eş bunun için zorlanmamalıdır.

Doğru kelimeleri seçin

Her kelime kültürden kültüre farklı anlamlar taşıyabilir. Bir erkek için çok normal olan bir kelime kapalı bir toplumda yetişmiş bir kadın için çok kırıcı olabilir. Eşler bu konuda çok dikkatli olmalıdır. Cinsellik esnasında sağlanan yakınlık, açıklık eşlerin birbirlerine olan güvenini arttırır. Cinsel hayat dışındaki ilişkileri de bu sayede kuvvetlenir.

Eski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.

sohbet