Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu ? gebe kalınır mı?
Bunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir.Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir.Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır.İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.
Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu,vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği, pis olduğu ,bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.
Adet sırasındayken
:-):-):-) yapılıp yapılamayacağın cevabı ise koşullara ve kişilere ,vede kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.
Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma şansı olabilir.Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığıda mevcuttur,bunu da göz ardı etmemek gerekir.
Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler,oysaki bazı rahatsız olan bunu itici bulan erkekler olduğu gibi ,bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan bir çok erkekte mevcuttur.
Müslümanlıkta kadın adetliyken cinsellik kesinlikle yasaklanmıştır.(Bakara Suresi)
11 Mart 2010
Adet kanaması sırasında cinsel ilişki
10 Mart 2010
Yatak oyunları – CinseL OyunLar
Aynı düzende giden her şey bir gün gelir zevk vermediği gibi can sıkar, tıpkı seks, cinsel hayat gibi… Sevgili arkadaşlarım, monotonlaşmış seks hayatınıza biraz renk katmak ister misiniz? O halde şimdi size önereceğimiz yatak oyunlarını dikkate alın.
Yatakta ne istediğinizi anlatın
Erkeğiniz vücudunuzun bütün sıcak noktalarını keşfetmiş olsa da, sevdiğiniz bazı hareketleri es geçiyorsa, doyumsuzluğa uğramanız doğal. Kimi uzun öpüşmelerden hoşlanır, kimi yastık oyunlarından, kimi ise belli bir yerine dokunulmasından. Beğendiğiniz şey ne olursa olsun, onu istediğiniz kadar elde edemediğinizde, mutsuz, hatta sinirli ve gergin olabilirsiniz. İsteklerinizi uygun bir dille ifade etmenin bir yolunu bulmalısınız. Kulağına uygun bir tonla isteğinizi fısıldamak kolay bir çözüm olabilir. “Bu davranışla erotik ilgisini belli bir konuya çekmiş olursunuz, ama bunda bir tehlike yok.
Ellerinizi kullanmayın
“Seks sırasında ellerinizi kullanmadığınız zaman, yaratıcılığınızı zorlayıp, başka vücut kısımlarınızı kullanarak birbirinize zevk verme yollarını ararsınız” diyor seks terapisti Lay Davidson. Örneğin, göğüslerinizi göğsüne değdirin, saçlarınızla hassas bölgelerini okşayın, sakal tıraşı olmadan teninize dokunmasını isteyin.
Dil dansı edin
Öpüşürken, dilini emerek ağzınıza yavaşça alın. Klasik öpüşmenin bu çeşidi, bacaklarının arasına zevk dalgaları gönderecektir. “Öpüşürken genelde erkekler orta derecede sertliği tercih ederler. Bu şekilde öpüşmek ne çok hafif, ne de serttir, yani tam onların istediği gibidir” diyor seksolog Logan Levkoff ve ekliyor: “Daha da fazlası, bu hareket ağzınızı başka nerelerde kullanabileceğinizi hayal etmesine yol açar.
Seksi görünmekten çekinmeyin
Şunu bilin: Bir kadının seksi vücuduna bakmak, erkeğin aklını başından alır. O yüzden yatak odanızın ısısını yükseltmek istiyorsanız, soyunup giyinirken sizi seyretmesine izin verin. Bir diğer tüyo da, sevişirken ışıkları açık tutmanız. “Erkeklerin büyük çoğunluğu ışıklar açıkken sevişmeyi tercih eder, çünkü bu onlara sizi rahatça seyretme olanağı verir.
Çılgın seksi deneyin
Yavaş yavaş rutine girdiğinizi hissettiğiniz tabu yerlerde seks yapmak, seks oyuncaklarıyla tanışmak veya farklı fanteziler denemek aşkınıza kaybettiğiniz heyecanı geri getirecektir. Erkekler yeniliklerden hoşlanırlar. Konforlu bölgenizden çıkmak zor olsa da, arada sırada denemelisiniz. Yaramazlık, iştahını kabartmak istiyorsanız, rutin seksinize yenilikler getirebilirsiniz. Örneğin göğüslerinize bal sürebilirsiniz…
Arzunuzu hissettirin
Misyoner pozisyonu sırasında ve sevgilinizi orgazma yakın hissettiğiniz anda, ellerinizle kalçasını tutarak, daha fazla kendinize doğru çekin. Bu hareket, onu deliler gibi arzuladığınızı gösterir. Olayı yaşadığınızın, onun kadar kendi zevkinizi de arttırmaya çalıştığınızın bir göstergesidir.
Hareketleri değiştirin
Klasik ileri geri hareketleri yapmak yerine, dairesel hareketleri deneyin. Bu hareketler, ileri-geri hareketlerden çok daha şehvet doludur.
Zevk yastığı kullanın
İki adet ufak yastık alıp, onları belinizin altına yerleştirin. Sevgilinizle misyoner pozisyonunda sevişin. Yastıklar vajinanızı yükselttiği için seks sırasında daha rahat olursunuz. Bu açıda sevgilinizin vücudu, klitorisinizle daha fazla temas edeceği için, orgazma daha çabuk ulaşırsınız.
Cinselliğin gizemli rengi: Fantaziler
Fanteziler cinsel isteğin uyarılmasında oldukça yardımcı olmaktadırlar.
Erkekler ve kadınlar arasında kurulan cinsel fantezilerin arasındaki farklılıkları hiç düşündünüz mü? Erkeklerin kadınlardan çok daha fazla fantezi kurduğu ve bu fantezilerin genelde mastürbasyon esnasında kurulduğu bir gerçektir. Erkekler cinsellik konusunda daha fiziksel yönlere önem verdiklerinden onların kafalarında imaj yaratmaları, vücut hatlarını netleştirmeleri, hayal ettikleri kişi tarafından baştan çıkarılmayı fantezi haline getirmeleri olağandır. Erkekler için fantezi kurmak genelde cinsel organlarıyla ilgili olup, açık ve net imaj görebilmeleriyle ilgilidir.Kadınlar erkeklere nazaran daha az fantezi kurarlar. Fantezi kuran kadınlar görsel imajlara ve cinsel organlara daha az önem verirler. Onların fantezileri genelde duygu ve romantizm dolu bir hikayeye benzer. Bunu demekle beraber tabii ki mastürbasyon esnasında erotik fantezi kuran kadınlar da vardır.Cinsel fantezilerin gereksinimleri çok yönlüdür. Kadınlar erkeklere nazaran daha az fantezi kurarlar. Onların fantezileri genelde duygu ve romantizm dolu bir hikayeye benzer.Cinsel istek istediğimiz zaman açıp kapatabileceğimiz elektrik düğmesi gibi kontrol edilecek bir şey değildir. Çoğu insan, özellikle yaşları ilerledikçe veya ilişkileri olgunlaştıkça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarılamadığını görürler. Bu dönemlerde fantezilerin yardımı olabilmektedir.Fanteziler cinsel isteğin uyarılmasında oldukça yardımcı olmaktadırlar. İlişkiye girmeden evvel çoğu insan kendisini beynen hazırlama ihtiyacını duyar. Bunu da gireceğimiz cinsel ilişkiye beynimizde canlandırarak yaparız. Partnerinizin yakınlığını, sıcaklığını, size dokunuşlarını hayal etmekle başlayabilirsiniz. Partnerinizin yüzünü, gözlerini, dudaklarını kafanızda imajlar halinde görmeye çalışabilirsiniz. Sadece sizin hoşunuza gidecek fiziksel imajları yaratmanız çok önemlidir.Gündüz fantezi kur, geceleri uygulaCinsel isteği uyarmakta partnerinizle günlük temaslarınız da önem taşımaktadır. Telefonla partnerinizi arayarak “bütün gün senin o muhteşem vücudunu düşünüp duruyorum” veya “Bil bakalım bu akşam seninle ne yapmak istiyorum?” gibi sözlerin söylenmesi, partnerinizin de erotik fanteziler kurmasına yardımcı olacaktır. Sadece fantezi kurmakla kalmayıp akşam buluştuğunuzda da bu fantezilerin ilişkinizi yansıma olanağının yüksek olacağı söz konusudur.Tek başına yaşayanlar için gündüzleri fantezi kurmak fantezi kurmak akşamları kendilerini sevmek açısından iyi bir hazırlık olabilir.Fanteziler genelde birlikte olduğumuz kişilerle ilgili kurulsalar da bu başka kişiler hakkında fantezi kurmamıza engel olmaz. Başka kişiler birlikte çalıştığımız mesai arkadaşımızdan tutun ünlü birilerine kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Başka kişiler için kurduğunuz fantezileri şu andaki bulunduğunuz ilişkinin içine katmanız normaldir. Böylece duygularınızı canlı tutabilirsiniz. Ama bazıları başka kişileri ilişkilerine katmakta suçluluk duygusu duyarlar. Bu durumlarda fantezilerinizi partnerinizle sınırlı tutmanız tavsiye edilir.
04 Mart 2010
Cinsel Oyunlar cinsellik birleşme çeşitleri
Cinsel isteğin uyanması, ya da cinsel coşku, erkek ve kadın vücutlarının cinsel birleşmeye elverişli hale gelmesini sağlar. Bu, bütün vücutta oldukça karmaşık değişimlerin olması demektir.
Erkekte cinsel isteğin uyandığını gösteren en belirgin dönüşüm, penisin sertleşmesi ve dikleşmesi, kadındaysa dölyolu ağzının ve çeperinin nemlenmesidir. Aynı zamanda kadının dış üreme organları (dış ve iç dudaklar) şişer ve klitorisi de iç dudakların arasından görünür hale gelir.
Bu fızyolojik dönüşümlerin kaynağı beyindir. Açlık, susuzluk ve uyku isteği gibi cinsel istek de beyinden kaynaklanır. Cinsel arzu, beynin duyguları kontrol eden bölgesindeki bir merkezin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Beyindeki cinsellik merkezleri çocuklukta görece hareketsizdir, ama ergenlikte hormonların ve özellikle androjen düzeyinin yükselmesi beynin bu merkezlerini harekete geçirir ve böylece bir yetişkinin cinsel istek duyması mümkün olur.
Beyindeki seks merkezlerini harekete geçiren uyarıcılar fiziksel de olabilir psikolojik de. İnsan hastaysa, sıkıntılı ya da kaygılıysa, aşırı alkol veya uyuşturucu madde tüketiminden ötürü bir çöküntü içindeyse ya da reddedilmiş ve incitilmişse, cinsel istek duyması da beklenemez. Buna karşılık, insanın sağlığı yerindeyse, keyifli ve huzurluysa, cinsel konularda herhangi bir olumsuz ön yargısı yoksa ve özellikle birine aşıksa, kendini “seksi” hissetme olasılığı da o kadar yüksek olacaktır. Cinsel isteği uyandıran etkenlerin başında, cinsel organların ve erojen bölgelerin uyarılması gelir. Ama her iki cins de doğrudan bir fiziksel temas olmaksızın da uyarılabilirler. Cinsel istek ve heyecan çok zaman erotik hayal ve düşüncelerin ürünüdür. Karşı cinsin yer aldığı bir erotik görüntü, bir resim, bir film de cinsel isteği uyandırır.
Erkekler kadar kadınlar da cinsel istek duyarlar. Ama toplumsal koşutlanmalardan ötürü, istek duyma ve heyecanlanma biçimleri farklıdır. Genç erkeklerin cinsel dürtüleri, genç kızlarınkinden daha güçlü gibi görünür. Ama yaşlanmayla birlikte bu durum değişir. Orta yaşa doğru, gençliklerinden itibaren doyurucu bir cinsel deney yaşamış kadınların cinsel istekleri erkeklerinkine eşitlenir, hatta kimi zaman erkekleri aşar. Bununla birlikte kadınlarla erkekler arasında daha kalıcı bazı cinsel duyarlılık farkları da vardır. Erkeklerde cinsel hayalgücü daha işlektir: günün değişik zamanlarında, yürürken, çalışırken, okurken de erotik hayallere dalabilirler.
Bu, olgun yaşlarda kadınlarda da görülmekle birlikte erkeklerde olduğu kadar sık değildir. Kadının heyecanlanması için çoğu zaman eşinin orada bulunması, hatta okşama,
sarılma gibi ön oyunların başlamış olması gerekir.
Kişinin eşiyle olan ilişkisinin cinsel isteğe yansıması açısından da erkeklerle kadınlar arasında fark vardır. Kadın da erkek de genellikle bir yabancı yerine,aşık oldukları ya da sevdikleri biriyle sevişmeyi tercih ederler. Ama ortalama erkeğin, tanımadığı bir eşten de zevk alma olasılığı kadınlara göre daha yüksektir: kadınlar için asıl uyarıcı çoğu zaman sevginin kendisidir. Çoğu kadın, sevişme ve cinsel birleşmeye, sevilen ve güvenilen bir eşle yaşanmış güzel bir günün sonucu olarak, tamamlanması olarak bakar.
24 Şubat 2010
Çocuklarda Cİnsel Oyunlar
Anne-babaların çocukların cinsel
oyunları karşısındaki tutumu ne olmalıdır ? Bu, belki de cinsel eğitimin
en önemli sorunlanndan biridir, çünkü her çocuk ya arkadaşlarıyla ya da aile içindeki diğer çocuklarla
“evcilik” ve “doktorculuk” türünden, belirli bir cinsel içeriği olan oyunlar oynayacaktır.
Gerçekte, çocukların “anne”, “baba” ya da “doktor” rollerini üstlendiği bu oyunlann hiçbiri
yetişkinlerin anladığı anlamda
“cinsel” değildir: bu anlamda cinsellik esas
olarak ergenlik döneminde ortaya çıkar. Kuşkusuz, bu oyunların gerisinde bir merak ve bu merakın da altında belirli bir cinsel dürtü
yatmaktadır; hatta bunların çocuğa bir haz verdiği de gözlenebilmektedir. Ama bu cinselliğin ve hazzın niteliği, yetişkin
cinselliğinden çok farklıdır.
Nedir çocukları cinsel oyunlar oynamaya iten ? Birincisi, karşı cinsin anatomisini daha yakından görme isteğidir. Bu merak, karşı cinsten bir kardeşi olmayan çocuklarda daha da güçlüdür. Öte
yandan, toplumun bu tür konulardaki olumsuz ve yasaklayıcı tavrı, bu oyunların çocuk için daha da çekici ve zevkli olmasına yol açmaktadır. Böylece meraka ikinci bir etken daha eklenmektedir: “yasak meyvenin çekiciliği”. Bu yasaklama, cinsel
oyunlara zevkli bir gerilim ve heyecan katmaktadır.
Bu tür oyunlar çocuklar için tehlikeli ya da zararlı olabilir mi ?
Bu konuda, çocukların yaşlarına, aralarındaki yakınlık ya da akrabalık ilişkisine ve oyunların niteliğine göre
farklı cevap ve görüşler bulunmaktadır. Ancak sorunun çok basit olmadığı da açıktır. Bir yanda, bu tür oyunların ana-babalar tarafından çok şiddetli ve sert bir biçimde yasaklanması veya cezalandırılması halinde, çocukta sonradan cinsel yaşamında ve evlilik ilişkisinde bir yığın soruna yol açabilecek bir cinsel tutukluğun belirme olasılığı vardır. Ama öbür yanda da, ilk cinsel oyunlardan başlayarak son derece özgür büyüyen bir çocuğun cinsel bakımdan henüz pek özgürleşmemiş bir toplum içinde sonradan dışlanması hatta cezalandırılması olasılığı yatmaktadır. Gerçekten de sorun
toplumsaldır: eğer toplumun kendisi, sözgelimi Eskimolar gibi özgür bir cinsel ahlaka sahipse, çocuk cinselliği ile yetişkin cinselliği arasında bir çatışma çıkmayacak, insanlar çocukluğun masum cinsel araştırmalarından yetişkinlerin gerçek anlamda cinsel ilişkilerine doğal ve dengeli bir biçimde geçeceklerdir.
Buna karşılık, cinsel bakımdan sınırlayıcı bir ahlaka dayalı toplumlarda, çocukların cinsel oyunları da değişik bir gözle görülecek, hatta sonradan bu tür
oyunları oynamış kimselerin kendilerinde de suçluluk duygusu uyandıracaktır.
Benzer bir durum, cinsel eğitimle ilgili bir başka nokta için de geçerlidir: küçük çocuğun, annesiyle babası arasındaki cinsel birleşmeyi görmesi
cinsel konulurda gizliliğe önem veren modern toplumlarda, çocukların bu tür bir sahneye tanık olmaları ender rastlanan bir olaydır. Ama yine de, zaman zaman sinir ve ruh hastalarının psikiyatrik
tedavilerinde çocuklukta başlarından böyle bir deney geçtiği ortaya çıkar; ve bazı
psikiyatristler de hastalarının
cinsel rahatsızlık ve yetersizliklerini, küçüklükte babalarıyla
anneleri arasındaki (ya da aile içindeki) bir sevişme ya da cinsel birleşme olayını görmüş
olmalarına bağlamaktadırlar.
Buna karşılık, bazı toplumlarda yetişkinler kendi cinsel
faaliyetlerini hiç bir sınırlama olmaksızın, açıkça sürdürürler, ama
bu faaliyeti gören, işiten ve oyunlarında
taklit eden çocuklar üzerinde hiç bir olumsuz etki de görülmez. Bunun, modern
toplumlarda da, aile üyelerinin neredeyse üstüste yaşadığı, küçük ve kalabalık evlerde de geçerli olduğu görülmüştür; özellikle, orta sınıflardaki katı cinsel
ahlakın biraz daha gevşemiş olduğu, yoksul gecekondu mahallelerinde böyledir bu.
Bu farklı, hatta karşıt sonuçlar, farklı
kültürel ve ahlaki iklimlerin sonucudur. Başka bir deyişle, rastlantı sonucu tanık olduğu bir cinsel birleşmenin çocuğun ruhsal gelişiminde bir yara izi bırakıp bırakmayacağını evdeki genel hava ve özellikle de
cinsellikle ilgili tutumlar belirleyecektir. Cinselliğin tabu olduğu bir evde yaşayan bir çocuk, kendisi için erdemin,
iffetin ve saflığın simgesi olan babasıyla annesi arasındaki “hayvanca” ilişkiyi görünce elbette sarsılacaktır. Buna karşılık, cinsel konuların rahatça ve hiçbir suç duygusu
taşımadan konuşulduğu, hatta hemen her konunun cinsel terimlerle ele
alındığı bir ortamda ise, böyle bir tanıklık çocuk üzerinde önemli bir etki yaratmayacaktır.
Bu yaklaşımın ışığında, anne ve babaların çocuklarının cinsel
oyunları karşısında benimsemeleri gereken tutumu da bir kaç noktada
toplayabiliriz:
Herşeyden önce, cinsel oyun adı verilen şeylerin gerçekte yetişkinlerin kullandığı anlamda “cinsel” olmadığını mutlaka anlamak gerekir. Başka türlü söylersek, anne-babanın kendi cinsel önyargı ve rahatsızlıklarının çocuğa aktarılması gerekir.
Her çocukta merakın güçlü bir dürtü olduğunu, hatta gelişmenin bir meraka bağlı olduğunu da anlamak gerekir. Bu yüzden cinsel merakın anne ya da baba tarafından mümkün olduğu kadar erken yaşta ve mümkün olduğu kadar açık bir anlatımla giderilmesi zorunludur.
Yuvalar bunu kız ve erkek çocuklar için ortak ve açık tuvaletler yoluyla yapmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu noktada, kız çocukta penis eksikliğinden dolayı bir “yarım
kalmışlık” duygusunun uyandırılmamasına dikkat etmelidir: ona kendisinin de bir “organı” olduğu, ama bu organın biraz daha farklı olduğu
anlatılmalıdır.
Diğer taraftan, çocuğa dış dünyada ve toplumda çıplaklık konusunda evdekinden oldukça farklı, hatta sınırlayıcı bir tutumun bulunduğu da
anlatılmalıdır. Ama bunu yaparken çocukta bir korkuya da utanç duygusunun belirmemesi için de çalışılmalıdır.
Sorulan bütün sorular açıkça ve tam olarak cevaplandırılmalı, ama bununla da
yetinilmeyerek resimli kitaplar ve benzerleri yoluyla, cinsellik ve üreme konusu çocuğun gözünde
somutlanmalıdır.
Eğer çocuklar sadece evcilik ya da doktorculuk gibi oyunlar
oynuyorlarsa, fazla sert ve telaşlı görünmeden onları başka oyunlara çekmek yararlı olacaktır.
En önemlisi de, cinsel oyunlar oynarken görülen çocuklara sert bir tepki göstermekten veya alay etmekten kaçınılmalıdır.
22 Şubat 2010
Rahim sorunları ve cinsellik
Kadınların çoğu rahim sorunları yaşamaktadır ki kadın hastalıklarının tetikçisi ise strestir. Stresin hat safhada olduğu ülkemizde ve dünyada bir çok kadın rahim ameliyatı geçiriyor ve rahmini aldırıyor.
Her yıl milyonlarca kadının karşı karşıya kaldığı jinekolojik kanserler hastaların sağlıklarını olduğu kadar psikolojilerini de ciddi ölçüde etkilemektedir. Kadınların pek çoğu kanser tedavisinin ardından cinsel yaşamlarının sona erdiğini düşünmektedir. Jinekolojik kanserler üretkenlik, cinsellik ve ilişki açısından kadınlar açısından önemli etkilere sahiptir. Peki geçirilen jinekolojik kanserin ardından cinsel yaşam nasıl olmalıdır? Nelere dikkat edilmelidir?
Psikolojik Travmalar Kanser bu hastalığı yaşayanlarda olduğu kadar yakınları ve ailesinde de çok büyük psikolojik travmalara neden olan oldukça ciddi bir durumdur. Bu durumda kişinin ailesi ve yakınları hastaya destek olmalıdır. Kanser tanısı konulduktan sonra her dönemde hastanın psikososyal ihtiyaçları olabilmektedir. Kanser hastalarında hastanın yaşam süresini artırmak olduğu kadar yaşam kalitesini de artırmak önemlidir. Son yıllarda kanser tanısında ve tedavisinde çok büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Yapılan çalışmalar hastanın sadece yaşam süresini uzatmaya yönelik değil aynı zamanda hayat kalitesini de arttırmaya yönelik olmuştur. Hayat kalitesinin arttırılması ile anlatılmak istenen kişinin duygusal, fiziksel ve psikososyal iyilik halinin sağlanmaya çalışılmasıdır. Bugün tüm dünyada giderek artan sayıda kanserden iyileşmiş hastanın bulunması bu konunun önemini arttırmaktadır. Türkiye’deki rakamları tam olarak söyleyemiyoruz ama Amerika Birleşik Devletleri’nde bugün 6 milyona yakın kanser tedavisi görmüş ve iyileşmiş insan bulunduğunu biliyoruz. Ayrıca kanserden kurtulan kadınların oranı erkeklerin 3 katı olduğu bilinmektedir. Kanserli bir hastanın fiziksel rahatsızlıkları beraberinde pek çok psikolojik rahatsızlığı da beraberinde getirmektedir. Kanser tanısı konmuş tüm hastalar umutsuzluk ve ölüm korkusu yaşamakta, depresyon, posttravmatik stres, anksiyete bozuklukları gibi psikiyatrik sorunlara karşı karşıya gelmektedir.
Cinsel Hayat Göz Ardı Ediliyor Kanserli hastalarda seksüel hayat göz ardı edilmekte, konuşulmamakta ve konuşulmaya dahi değer bulunmamaktadır. Jinekolojik kanserler doğrudan olarak hastanın jenital ve üreme organlarını etkileyen bir durumdur, bu durumunda hastanın seksüel yaşamını doğrudan etkileyeceğini söylemek mümkündür. Bu nedenle tüm kanserlerde görülmekle beraber özellikle jinekolojik kanserlerde cinsel yaklaşım ve davranış çok dramatik bir şekilde etkilenir. Kadın hayatı boyunca cinsel yaklaşım gelişir ve meydana gelen herhangi bir majör değişiklikte kendisi, görünümü ve ilişkileri hakkındaki fikirleri değişir. Jinekolojik kanserler üretkenlik, cinsellik ile ilişkili olması açısından kadınlar yönünden çok önemli etkilere sahiptir. Bazı kadınlarda yaşanan duygusal ve fiziksel zorluklar o kadar fazladır ki bu kadınların eşleri veya partnerleri ile olan tüm cinsel aktiviteleri sona erer. Kanser hastalığının kendisi ve yapılan kanser tedavileri sonucu hastaların %10 ile 90’ı cinsel problem yaşadığı bildirilmektedir. Jinekolojik kanserli olgularda ise bu rakamın %20 ile 100 arasında değiştiği bildirilmektedir.
Vücuttaki Değişiklikler Cinsel Hayatı Bitiriyor Jinekolojik kanser tedavisinde yapılan işlemlerin tümü kadının cinsel hayatını gerek fiziksel gerek de psikolojik olarak olumsuz etkileyebilmektedir. Burada en kötü etki oluşturan faktör, kadının vücut imajının değişmesi, utanma duygusunun gelişmesi ve kendine olan güvenin azalmasıdır. Tedavilere bağlı aşırı kilo verme, karında bulunan torba, saçların dökülmesi, aşırı yorgunluk, bitkinlik kansızlık gibi durumlar etkilidir.
Rahmin Alınması Cinselliğin Bitişi Gibi Algılanıyor İyi veya kötü huylu nedenlerden dolayı olsun genellikle her yaştan ve her sosyokültürel seviyeden kadınların büyük bir çoğunluğu rahmin alınmasını‘kadınlık’ özelliğinin yitirilmesi ile özdeşleştirmektedirler. Kadın doğurganlığını kaybetmesinden sonra cinsel olarak aktif olamayacağı yanılgısına düşmektedirler. Bununla birlikte hemen hemen yapılan tüm çalışmalar rahmin alınması sonrası seksüel bozukluk gelişmediğini göstermektedir. Kadın fiziksel olarak halen cinsel olarak aktif olabilir, çünkü tahmin edildiğini aksine rahmin ve rahim ağzının kadının cinsel ilişkiye girmesinde veya cinsel tatmine ulaşmasında hiçbir rolü yoktur. Rahmin kadın hayatındaki bu anlamda tek rolü çocuk doğurmak için gerekli olan bir organ olmasıdır.
Eşlere Büyük Görev Düşüyor Kanserli hastalarda cinsellik konusunda iletişim bozukluğu çok önemli bir sorundur. Tedavi esnasında ve sonrasındaki dönemlerde meydana gelen fiziksel kısıtlamaların anlatıldığı üzere aşılamayacak sorunlar olmadığı bilincine varmak sorunu çözmek için ilk aşamayı oluşturmaktadır. Günümüzde yapılan çalışmalar sonucu artık birçok kanser türünün iyileşebilir olduğunun görmekteyiz. Burada en önemli görev eşlere düşmektedir. Genellikle hayatını tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya gelmiş bir hasta bu konuyu konuşmaya değer bulmamakta veya kendisinin ayıplanacağı düşünerek konuşmamayı tercih etmektedir. Her çift kendi durumları göz önünde bulundurularak hastalığının tedavisini yapan doktorlarından danışma almalıdır. Gerektiği durumlarda çiftlerin bu konuyla ilgili uzmandan danışma almaya yönlendirilmelidir.
Cinsel Yaşamı Etkileyen Hastalıklar Sonrası Tedavi Yöntemleri Yumurtalıkların alındığı durumlarda ise henüz üreme çağında olan bir kadın cerrahi olarak menopoza girmektedir. Bu da beraberinde vücutta ösrojenin üretiminin durmasına neden olmaktadır. Ayrıca yumurtalıkların alınmadığı fakat kemoterapi veya radyoterapi uygulanan olgularda bu tedavilerin yan etkisi olarak erken menopoz gelişebilir. Burada östrojen eksikliğine bağlı olarak tıpkı sağlıklı menopoza girmiş kadınlarda da olabileceği gibi vajinal kuruluk, isteksizlik ve ilişkiye girmekte zorluk yaşanabilir. Bu sorunlar uygun olduğu takdirde östrojenli kremler, mümkünse hormon tedavisi veya ilişki esnasında uygulanan kayganlaştırıcı jeller kullanılabilir. Ayrıca karına veya vajinal bölgeye uygulanan radyoterapi sonrasında vajinal daralma meydana gelebilir. Bu gibi durumlarda ise vajinayı genişletecek aletlerle bu sorun giderilebilir. Kanserle ilgilenen her branştan hekimlerin amacı sadece hastanın hayatını kurtarmak değil, tedavi süreci ve tüm hayatı boyunca hayatını sağlıklı bir insan gibi sürdürmesine destek olmaktır.
Sevişirken zevk almıyor musunuz?
Sevişirken zevk alamıyor musunuz yada seks yaparken aldığınız zevkte bir düşüklük mü seziyor sunuz? O halde cinsel hayatınızdan ne beklediğinizi, ne istediğinizi partnerinizle konuşarak bu konuya bir çözüm bulun.
Hiç diğer kadınların da cinsel problemlerden yakındığı aklınıza geldi mi? Bir ilişkinin başlangıcında tutkuyla seven ancak daha sonra geri çekilen tek kadının siz olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Belki de eşinizi seviyorsunuz ancak cinsel ilişki sırasında zevk alamıyorsunuz? Eğer bunlar size tandık geliyorsa yalnız değilsiniz…
Cinsellikten memnun olmayı engelleyen bariyerler
Her ne kadar cinselliğin doğal ve kolay olması gerektiğine inanılsa da gerçek farklıdır. Aileden, dinden, okullardan ve medyadan alınan mesajlar ile özellikle de kadın cinselliği sürekli saldırı altındadır. Toplumun cinselliğe yönelik tutumu bu konuda yaşanılan huzursuzlukların ve belirsizliklerin temelini oluşturur.
Farkındalık ve sabır
cinsellik konusunda zorluklar yaşandığında sabırlı olmak, deneyimi anlamaya çalışmak ve karşılaşılan olası baskı, suçlama ve eleştirilerin etkisini anlamak önemli bir adım olacaktır.
Cinsel ilişki sırasında rahatsızlık veren bir durum ortaya çıkar çıkmaz yaşanılan duyguların ne olduğunu farketmek için içe dönmek gerekmektedir. Bu durumda kişinin kendisine sorabileceği sorulardan bazıları:
Vücudunuz nasıl tepkiler veriyor?
Ne tür duygulanımlar yaşıyorsunuz?
Nefesinizi tutuyor musunuz?
Kalbiniz hızlanıyor mu?
Aklınızdan ne tür düşünceler geçiyor?
Kendinizi uyuşmuş ya da huzursuz hissettiğiniz zamanlarda tam olarak neler hissediyorsunuz?
Kendi yaşantılarınızın ve tepkilerinizin farkında olmak ve kendi bedeninizi tanımak daha sonra rahatlamak ve cinsellikten zevk almak için esas unsurlardır. Farkında olmayı denemek sekste birden bire çok iyi hissedeceğiniz anlamına gelmez, hatta başlangıçta duygularınız ve düşüncelerinizin farkında olmak sizi daha fazla rahatsız edebilir. Eğer üzgün ve huzursuz hissederseniz bu durumda hislerinizle birlikte olmaya devam edin ve derin nefes alın ve kendinize bunun işe yarayacağını hatırlatın.
Sizin ve partnerinizin bu duruma yaklaşımının hassas ve sevgi dolu olması önemli olacaktır. Farkında, kabullenici ve hassas olmak cinselliğinizi ve kendinizi anlamak için esaslı adımlardır. Bununla beraber cinselliğinizi anlamak için kendinize geçmişinize ve ilişkinize yönelik bazı sorular sorabilirsiniz.
Geçmişle bağlantılar…
İlk kez ne zaman böyle hissettiniz?
Başka durumlarda da bu şekilde hissettiğiniz oluyor mu?
Bu şekilde konunun geçmişle nasıl bir bağlantısı olup olmadığını düşünün. Cevaplar durumun nasıl tetiklendiğini anlamanıza yardımcı olacaktır.
Ne zamanlar böyle hissettiğinizi düşünmek ve bunun hislerinizle bağlantısını anlamak da açıklayıcı olabilir. Geçmiş yaşantılarla ilgili duygusal tepkiler, tamamiyle çözümlenmiş olmayabilirler. Bu durumların altında geçmişte yaşanmış bir cinsel taciz veya kaotik bir ailede yetişme gibi durumlar yatıyor olabilir.
İlişkiniz nasıl?
Seksten kendinizi uzak tutuyorsanız bu durum ilişkinizi nasıl etkiliyor?
İlişkinizde cinsellik dışında değiştirmek istediğiniz alanlar var mı?
Partnerinizle tutkunuzu kaybetmenize sebep olacak kadar çok mu vakit geçiriyorsunuz?
Cinsel faaliyetlerinizi azaltacak kadar az vakit mi geçiriyorsunuz?
Önceki ilişkilerinizden taşıdıklarınız şimdi ki ilişkinizi engelliyor mu?
Çocukluk yaşantılarınız peşinizden geliyor mu?
Eşinizden ne gibi durumlarda uzaklaşıyorsunuz? Mesafe almak, korkularınızı ve kaygınızı azaltmaya yarıyor mu?
Belki de endişenin azalmasının tek yolu eşinizden uzaklaşmak değildir. Mesafe hissetmeye başladığınız zaman eşinize bu durumu açıklayabilir, hissettiklerinizden ve istediklerinizden ona bahsedebilirsiniz.
Yavaşlayın ve sakin olun
Bu belirtilerin ortaya çıkmaya başladığını gördüğünüz zaman bazı stratejiler kullanarak daha iyi hissedebilirsiniz. Stratejilerden birisi daha yavaş olmak ve kendinizi daha iyi hissettirecek cinsel aktivitelere daha fazla zaman ayırmaktır. Partnerinizle konuşmaya ve göz teması kurmaya özen gösterin.
Neye ihtiyacınız olduğunu söyleyin
Duygusal, tensel ve cinsel ihtiyaçlarınız her zaman aynı olmayabilir. Daha sert ya da daha hafif bir dokunuş istiyor olabilirsiniz. Neye ihtiyacınız olursa bunu fark etmeyi deneyin ve karşı tarafa iletin. Nasıl hissettiğinizi en iyi siz bilebilirsiniz ve devam edip etmemeye karar verebilirsiniz.
Kendi ihtiyaçlarınızın farkında olmanız ve partnerinizin buna saygı duyması önemlidir. Bu durum bazen ikinizi de gerginleştirebilir, ancak sakinliğinizi korumanızın, sabretmenizin ve gerektiğinde yavaşlamanızın cinsel hayatınızı geliştirmede faydalı olacağını hatırlayın. Partnerlerin birbirlerinin yaşadıkları zorlukları ve sorunları bilmesi ve bunların birlikte çözülmesi gereken durumlar olduğunu düşünmesi iyi sonuçlar alınmasını kolaylaştırır.
Seks hakkında konuşun
cinsellik hakkında konuşmak her ilişkide önemlidir. Eğer sevişirken nelerden hoşlandığınızı söylemekten utanıyorsanız, bunu partnerinizle başka bir zamanda da konuşabilirsiniz. Neşeli olun; bunları konuşurken çok ciddi olmak zorunda değilsiniz. Cinsel fantezilerinizi paylaşırken kendinizi pek rahat hissetmeseniz de kendiniz için iyi olanı yapın, seks sırasında hoşlandıklarınız ve hoşlanmadıklarınızı anlamaya çalışın ve karşı tarafa iletin.
Prezervatif cinsel virüslerden korur mu?
İstenmeyen gebeliği önlemek için, doğum kontrol yöntemleri arasında en yaygın ve bilindik olan prezrvatif, cinsel hastalıklar içinde kullanılmalı. Peki prezervatif cinsel yolla bulaşan virüslerden tam anlamıyla korur mu? Rahim ağzı kanseri, sağlıklı kadınlarda yapılan düzenli tarama ile önlenebilen tek kanser türü.
Kadını ölümcül rahim ağzı kanserinden koruyan rahim ağzı kanseri aşısı HPV tip 6, 11, 16 ve 18’in neden olduğu kanser öncesi düşük dereceli lezyonları ve genital siğilleri önlüyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer, rahim ağzı kanseri aşısı ile ilgili soruları yanıtladı.
Rahim Ağzı kanseri nasıl oluşur?/ Neden oluşur/ oluşma sebepleri nedir?
Rahim ağzı kanseri, rahim ağzında anormal hücre çoğalmasıdır. En önemli nedeni Human Papilloma Virüs yani HPV’dir. Rahim ağzı kanseri, HPV enfeksiyonuna yanıt olarak rahim ağzı duvarında anormal hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla gelişir. Bu anormal hücreler bir araya gelerek tümör adı verilen kitleleri oluştururlar. HPV, temas ve cinsel ilişki yoluyla bulaşır. HPV virüsünün kuluçka süresi yaklaşık dokuz aydır. Enfeksiyon etkilerinin ortaya çıkması için virüsü aldıktan sonra yaklaşık bir yılın geçmesi gerekir. Bir çok vakada enfeksiyon sessiz kalıp, birkaç yıl HPV virüsünün etkileri ortaya çıkabilmektedir.
Rahim ağzı kanserini önlemek için çocuk yaşta uygulanan aşılar kimlere uygulanabilir?
HPV aşısı, özellikle 9-13 yaş aralığındaki kız çocuklarına uygulanmalıdır. Bu yaş aralığı isteğe bağlı olarak 26 yaşına kadar uzatılabilir. HPV aşısının canlı bir aşı olmadığı ve hepatit aşıları gibi genetik teknoloji ile hazırlandığı için birçok kişiye rahatlıkla uygulanabilmektedir. Aşı üç doz olarak, altı aylık süre içinde, koldan uygulanmaktadır. Aşı, oral seks yoluyla geçen HPV’nin neden olduğu ağız içi ve gırtlak kanserlerine karşı da koruyucu. Çünkü aynı mekanizma o bölgede de işliyor.
Bu aşıyı her kadın yaptırmalı mı?
Bu aşının risk altında olduğunu düşünen herkese yaptırmalı. Aslında tüm toplumu aşılayacak olursak bundan 20-30 yıl sonra Türkiye’de hiçbir rahim ağzı kanseri kalmaz. Ancak şunu da muhakkak belirtmek lazım. Şu anda piyasada bulunan HPV aşısı kansere sebep olan tiplerden tip 16 ve 18’e karşı koruyucu, diğer tiplere karşı koruyucu değil. Kansere sebep olan HPV virüsleri içinde 16 ve 18 tüm kanserlerin yüzde 70′ini oluşturuyor. Demek ki, kanserlerin yüzde 30′u aşının korumadığı türden HPV tipleri ile oluşuyor. Yani aşı olmak demek kansere yakalanmama garantisi değil. Aşı olunduğu zaman da smear taramasının aynı şekilde devam etmesi gerekiyor
Bu aşıyı cinsel ilişkiye giren kadınların yaptıramayacağı söyleniyor. Bunun doğruluk payı nedir?
Aşı henüz hiç cinsel deneyim yaşamamışlarda daha etkili olmaktadır. Ancak cinsel ilişki burada tek kriter değil. Kadın, cinsel ilişki yaşamış olsa dahi, yüze yakın çeşiti olan HPV virüslerinden, kansere yol açan tipleriyle karşılaşmadıysa; bu aşı koruyacaktır.
Gebelere yapılabilir mi?
Gebelik sırasında önerilmiyor ama emziren kadınlara uygulanabilir. Gebelikten önce başlanmışsa, devam edilmez, gebelik sona erdikten sonra yeniden aşılama yapılabilir.
Erkekler de yaptırabilir mi?
Erkeklerin aşılanması hâlâ tartışılıyor. Çünkü onlarda da kansere yol açmayan genital siğiller oluşuyor. Tercih ederlerse erkeklerin de taşıyıcı olmama adına 9-15 yaş arasında aşılanabileceği bildiriliyor.
Cinsel ilişkide prezervatif kullanımı HPV bulaşmasını engelleyebilir mi?
Prezervatifle HPV’den maalesef değişik oranlarda olan koruma belki sağlayabiliyor ama tam olarak korunma için prezervatif bile yetersiz. Çünkü bulaşma için illa ki bir sıvı alışverişi gerekmiyor, ten teması ile bile bulaşabiliyor. HPV enfeksiyonu cinsel ilişki sonrası her kadına bulaşmamakta. Virüs ile karşılaşan insanların %80’i bu virüsü hiç farkında olmadan yenmekteler. Ancak %20 insanda bu virüs uzun dönem süren gizli enfeksiyona sebep olmaktadır. Hatta gizli enfeksiyonun da %70’i bağışıklık sistemi tarafından yenilmektedir. Ancak geriye kalan insanlarda rahim ağzında yıllar içerisinde kanser öncüsü lezyonlar ortaya çıkmakta ve bazı kişilerde öncü lezyonlar kansere ilerlemekteler.
18 Şubat 2010
Çocuk isteyen bir çiftin, iletişimlerini bozmayacak sıklıkta seks yapmaları gerekiyor…
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için dünyada pek çok hamile kalma yöntemi var. Bahçeci Kadın Hastalıkları Doğum, Teşhis ve Tedavi Merkezi’nden Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, bu yöntemleri ve altı ay içinde gebe kalma istatistiklerini Sabah Gazetesinden Esra Tüzün’ün röportajında anlattı.
Çift karar verdiği anda çocuk sahibi olabilir mi?
Genç bir kadının her adet döneminde ve düzenli cinsel ilişkide bulunduğu takdirde, gebe kalma şansı yüzde 20′dir. Korunmayan çiftlerde kadınlar ilk altı ay içinde gebe kalır. 35 yaş üzerindeki kadınlarda bu süre uzayabilir. Bir yumurtanın döllenebilmesi için tek bir sperme ihtiyacı vardır. İlişkiden sonra spermlerin birçoğu vajenden yumurtaya ulaşana kadar canlılığını kaybeder. Sperm yoğunluğu mililitrede 20 milyondan az ise gebelik şansı maalesef azalmaktadır. Sperm sayısının yanında hareketliliği, yapısı ve dölleyebilme yeteneği de oldukça önemlidir.
ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAYIN!
Düzenli ilişki ne demek? Kaç günde bir seks yapmak gerekiyor?
Düzenli ilişki; çiftlerin, uzmanların önerdiği sıklıkta birlikte olmaları anlamına geliyor. Yani, yumurtlama döneminde gün aşırı! Çocuk isteyen bir çiftin, iletişimlerini bozmayacak sıklıkta seks yapmalarına destek olmak gerekiyor. Ancak çiftlerde görülebilecek rahatsızlıklar cinsel ilgi ve aktivitede azalmaya, ağrılı ilişki gibi belirtilere neden olabiliyor. Çiftin yaşadığı çaresizlik ve ümitsizlik sekse izin vermeyebiliyor. Kadınların yüzde 40′ında cinsel istek sorunları görüyoruz. Bu durumlarda uzman yardımı almaları gerekiyor.
40 YAŞ ÜSTÜ ERKEK, DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRIYOR
Erkekte yaş önemli mi?
Erkekler için de biyolojik saat ilerliyor. 40 yaş üstü erkeklerle birlikte olan kadınların gebelik şansı düşer. 30 yaşın altındaki bir kadın için, 40 yaş üstünde bir erkekle gebelik şansı yüzde 25 azalırken, 35-37 yaşları arasında bir kadının 40 yaş üstünde bir erkekle gebelik şansı yüzde 50 azalır. Ayrıca 40 yaş üstü erkekle birlikte olan bir kadının düşük yapma şansı da artar.
Hamileliğin gerçekleşmesi için ne kadar beklemeli?
Bekleme süresi 35 yaşın altında bir anne adayı için bir yıl, 35 yaşın üstündeki bir anne adayı için altı aydır. Eğer 40 yaş civarı ise ‘hiç beklemeden gelin’ diyoruz.
ŞANSINIZ YÜZDE 20
40 yaşından sonra bir kadının normal yollardan hamile kalma şansı nedir?
Eşinde sperm problemi yoksa, tüpleri de açıksa bir yılda ancak yüzde 20-30 kadar gebelik şansı vardır. Kadının kilosunun ideale yakın olması, sigara içmemesi ve ailesinde kısırlık hikâyesi bulunmaması gibi faktörler de şansını olumlu yönde etkiler. Erkek için ise; iki-beş günlük cinsel perhiz sonrasında mastürbasyon ile alınan meni örneği de, yine erkeğin yaşı dikkate alınarak bize fikir verecektir.
KADINLAR İÇİN STRES BİLE KISIRLIK NEDENİ
Hamilelik elde etmek için sigara, stres gibi faktörler ne kadar etkili?
Sadece sigara alışkanlığının kontrolü gebelik şansını yüzde 40 artırabilir. Stresin kontrol edilmesinin yaşam kalitesini artırmakla beraber, gebelik şansını da artırması halen tartışmalı bir konudur. Yoğun ve stresli bir iş ya da aile hayatının içinde bulunmak, maalesef hormon salınımını direkt etkiliyor. Bunun yanında; hızlı hayat koşullarına ayak uydurmaya çalışırken yeterli ve dengeli beslenememek de doğurganlığı etkileyen çok önemli bir faktör. Ayaküstü atıştırmalarla ya da fastfood’larla geçiştirilen beslenme tarzı nedeniyle, vücut birçok besinden mahrum kalıyor. Yeterli vitamin, mineral ve kaliteli protein alamamak; hormonların düzenli ve yeterli çalışmasını engelliyor. Kadının çok zayıf ve ideal kilosunun altında olması da adet düzensizliği yaratıyor. Bütün bu düzensizlikler de yumurtlamayı engelleyerek gebe kalma şansını azaltıyor.
GEBELİK İÇİN ALTIN GÜNLERİ ÖĞRENİN
Normal yolla hamile kalmak giderek zorlaşıyor mu?
Normal yolla gebe kalabilecek hiçbir sorunu olmayan çiftlerde bile önerilerimiz oluyor. Adet bitiminden sonraki 10 gün içinde, gün aşırı beraber olmaları en pratik ve en yüksek oranlı gebelik sağlayan bir çeşit takvim yöntemidir. Yumurtlama bozukluğu olan kadınlarda yumurtlamayı sağlayacak ilaçlar, kilolu kadınlarda sağlıklı beslenme, egzersiz, sigara ve alkol gibi alışkanlıkların bırakılması, cinsel işlev bozukluklarının düzeltilmesi, şeker ve tiroid hastalığı gibi sorunların tedavi edilmesi, iltihabi rahatsızlıkların ortadan kaldırılması, rahim ve tüpleri ilgilendiren sorunların cerrahi yöntemlerle düzeltilmesi normal yollarla gebe kalma şansını artırıyor
SEKS İÇİN RANDEVU VERİLİR Mİ?
Planlı seks ne kadar başarılı olur?
Altı ay içinde haftada iki kez birlikte olan bir çiftte gebelik şansı yüzde 21 iken, haftada üç kez birlikte olan bir çiftin gebelik şansı yüzde 60′dır. Ama sperm analizinde, DNA’sında problem gördüklerimize, son yapılan çalışmalara dayanarak spermlerindeki DNA hasarını azaltmak amacıyla her gün seks yapmalarını öneriyoruz. Böylece sperm kalitesini ve gebelik şansını artırıyoruz.
TAKVİME GÖRE HESAP YAPIN
Ne zaman doktora başvurulmalı? Hemen ‘kısırlık’ problemi yaşıyoruz diye panik olmayın! Yapılan ilk vajinal muayenede çok basit bir polip alınıp, gebe kalınabilir. Ya da tüplere bakmak için yapılan rahim filminde kanallar açılır ve gebe kalınır. Detaylı inceleme amaçlı yapılan laparoskopi sonrası gebelik elde edilebilir. Erkek için bir testis biyopsisi ile tıkanıklık varsa bakılır, tıkanıklık giderilirse sperm elde edilir ve gebelik şansı yakalanır. Yani çok basit bir tetkik ve tedaviyle çift, bebek sahibi olma şansını yakalayabilir. Gebelik şansını yakalayacağınız günlerinizi öğrenin. Eşinizle bebek sahibi olma konusunda vardığınız kararı, hayata geçirmek için mutlu cinsel beraberlikler yaşayın. Ortalama altı ay ile bir yıl geçmesine rağmen gebe kalamadıysanız mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurun.
CİNSELLİK OLMADAN DA HAMİLELİK OLUR MU?
Kadında istek azlığı, erkekte sertleşme gibi cinsel işlev bozukluklarına bağlı bir sorun olduğunda çift seks yapamayabilir. Bu sorunların tedavisi mümkündür ve çiftin çocuk sahibi olması sağlanabilir. Tedaviler yetersiz olduğunda, ancak aşılama ve tüp bebek yöntemleri gibi seçeneklere gidilebilir.
25′TE MENOPOZA GİRİLİR
Erkek için de, kadın için de doğurganlık nasıl kontrol edilir?
25 yaşında evlenen bir kadın, kendi kendine bir doğum kontrol yöntemi seçip, 30 yaşında çocuk sahibi olmayı düşünebilir. Ama 25 yaşında erken menopoz da olabilir. 25 yaşındaki erkekte hiç sperm olmayabilir. Bütün bunları öğrenmek gerekir. Yani düzenli olarak üreme sağlığı da kontrol edilmelidir. Doğurganlığın en basit kontrol yöntemi; erkek için sperm analizi, kadın için adetin üçüncü günü bakılabilen hormon analizleri ve ilaçlı rahim filmleridir. Kadının yaşı ve hormonlar dikkate alındığında, bunlar bize kadının doğurganlığı ile ilgili bilgiler verilebilir.
17 Şubat 2010
Transvestizm – Cinsel Sapkınlıklar
Transvestit olarak tanımlanan cinsel sapık, karşı cinsin giydiği giysileri giymek ihtiyacında olan kişidir. Günümüzde, kadınlar, büyük bir rahatlıkla ve en ufak bir sakınca görmeden erkek giysileri giyebildikleri için, kadın transvestitler konusunda pek fazla bir şey duyulmamaktadır; bu konuda dikkat çeken ya da gazetelere düşen olayların büyük bir çoğunluğu erkeklerle ilgilidir, ve çoğu kez bu erkeklerin homoseksüel oldukları ortaya çıkar.
Oysa, kadın transvestitlerin çoğu lezbiyen (sevici) olmakla birlikte, gerçek erkek transvestit homoseksüel olmayabilir. Örneğin erkek homoseksüel bir partiye ya da eğlenceye giderken kadın giysileri giyebilir. Ama bu, diğer erkekleri çekebilmek içindir.
Gerçek transvestit, kadın giysileri giyer ama gene de cinsel ilgisi karşı cinse dönüktür Kendi erkekliği konusunda bir takım kaygılar içinde olduğu için, erkek olduğunu kendi kendine tanıtlamak amacı ile kadın giysilerine bürünür. Babanın zayıf, annenin ise güçlü olduğu, yani geleneksel ölçülerin ters yüz olduğu bir aile içinde yetişmiş olabilir.
Böylece kadın giysileri giyerek, yaşantısını geniş ölçüde etkilemiş olan güçlü ananın özelliklerini kazanmak çabasındadır. Ters görünmekle birlikte gerçek olan şudur ki, kadınlaştıkça erkekliği güçlenir bu kişilerin.
Bir başka tür transvestit de, tümüyle kadın giysilerine bürünmez de, günlük normal giysilerinin altında bir tek kadın eşyası bulundurur çoğu kez. Bu kişi, çocukluktan kalma bir hayali gerçekleştirmektedir. Bütün amacı, kadınların da bir penise sahip olduklarına kendi kendini inandırmaktır.
Çocukken, her bakımdan güçlü ve kusursuz olarak gördüğü annesinin bir eksiği olduğunu fark ettiği zaman son derece korkmuş ve aynı şeyin annesinden çok daha güçsüz ve çelimsiz olan kendisinin başına da geleceğine inanmıştır. Böylece kadın eşyası giyerek kendi hadımlık korkularını gidermeğe çalışmaktadır.
Bu tür transvestitler, çoğu kez hem kendi penislerine hem de kadın eşyalarına bakarak ayna karşısında kendi kendilerini tatmin ederler.
Transvestit ile transseksüeli karıştırmamak gerekir. Transseksüel adı verilen cinsel sapık, her bakımdan karşı cinsin yaşantısını sürdürür. Yapı ve kromozom bakımından tek cinsli olduğu tanıtlanmış bile olsa, kendisinin «yanlış gövde içinde bulunduğu» kanısından bir türlü kurtulamaz. Yukarıda da anlatıldığı gibi, transvestit, erkek olduğunu, bir penise sahip olduğunu kendi kendine tanıtlamak çabasındadır.
Oysa, transseksüel (eğer erkekse) cinsel organlarının bir ameliyatla değiştirilmesi için hekimlere yalvarır. Bu tür ameliyatlar her zaman başarılı olmayabilirler, yani sapığın problemlerini her bakımdan çözümleyemezler; ama bazı hastaların kendi canlarını alacak kadar ileri gitmelerini önlemek için uygulanırlar.
