Anne-babaların çocukların cinsel
oyunları karşısındaki tutumu ne olmalıdır ? Bu, belki de cinsel eğitimin
en önemli sorunlanndan biridir, çünkü her çocuk ya arkadaşlarıyla ya da aile içindeki diğer çocuklarla
“evcilik” ve “doktorculuk” türünden, belirli bir cinsel içeriği olan oyunlar oynayacaktır.
Gerçekte, çocukların “anne”, “baba” ya da “doktor” rollerini üstlendiği bu oyunlann hiçbiri
yetişkinlerin anladığı anlamda
“cinsel” değildir: bu anlamda cinsellik esas
olarak ergenlik döneminde ortaya çıkar. Kuşkusuz, bu oyunların gerisinde bir merak ve bu merakın da altında belirli bir cinsel dürtü
yatmaktadır; hatta bunların çocuğa bir haz verdiği de gözlenebilmektedir. Ama bu cinselliğin ve hazzın niteliği, yetişkin
cinselliğinden çok farklıdır.
Nedir çocukları cinsel oyunlar oynamaya iten ? Birincisi, karşı cinsin anatomisini daha yakından görme isteğidir. Bu merak, karşı cinsten bir kardeşi olmayan çocuklarda daha da güçlüdür. Öte
yandan, toplumun bu tür konulardaki olumsuz ve yasaklayıcı tavrı, bu oyunların çocuk için daha da çekici ve zevkli olmasına yol açmaktadır. Böylece meraka ikinci bir etken daha eklenmektedir: “yasak meyvenin çekiciliği”. Bu yasaklama, cinsel
oyunlara zevkli bir gerilim ve heyecan katmaktadır.
Bu tür oyunlar çocuklar için tehlikeli ya da zararlı olabilir mi ?
Bu konuda, çocukların yaşlarına, aralarındaki yakınlık ya da akrabalık ilişkisine ve oyunların niteliğine göre
farklı cevap ve görüşler bulunmaktadır. Ancak sorunun çok basit olmadığı da açıktır. Bir yanda, bu tür oyunların ana-babalar tarafından çok şiddetli ve sert bir biçimde yasaklanması veya cezalandırılması halinde, çocukta sonradan cinsel yaşamında ve evlilik ilişkisinde bir yığın soruna yol açabilecek bir cinsel tutukluğun belirme olasılığı vardır. Ama öbür yanda da, ilk cinsel oyunlardan başlayarak son derece özgür büyüyen bir çocuğun cinsel bakımdan henüz pek özgürleşmemiş bir toplum içinde sonradan dışlanması hatta cezalandırılması olasılığı yatmaktadır. Gerçekten de sorun
toplumsaldır: eğer toplumun kendisi, sözgelimi Eskimolar gibi özgür bir cinsel ahlaka sahipse, çocuk cinselliği ile yetişkin cinselliği arasında bir çatışma çıkmayacak, insanlar çocukluğun masum cinsel araştırmalarından yetişkinlerin gerçek anlamda cinsel ilişkilerine doğal ve dengeli bir biçimde geçeceklerdir.
Buna karşılık, cinsel bakımdan sınırlayıcı bir ahlaka dayalı toplumlarda, çocukların cinsel oyunları da değişik bir gözle görülecek, hatta sonradan bu tür
oyunları oynamış kimselerin kendilerinde de suçluluk duygusu uyandıracaktır.
Benzer bir durum, cinsel eğitimle ilgili bir başka nokta için de geçerlidir: küçük çocuğun, annesiyle babası arasındaki cinsel birleşmeyi görmesi
cinsel konulurda gizliliğe önem veren modern toplumlarda, çocukların bu tür bir sahneye tanık olmaları ender rastlanan bir olaydır. Ama yine de, zaman zaman sinir ve ruh hastalarının psikiyatrik
tedavilerinde çocuklukta başlarından böyle bir deney geçtiği ortaya çıkar; ve bazı
psikiyatristler de hastalarının
cinsel rahatsızlık ve yetersizliklerini, küçüklükte babalarıyla
anneleri arasındaki (ya da aile içindeki) bir sevişme ya da cinsel birleşme olayını görmüş
olmalarına bağlamaktadırlar.
Buna karşılık, bazı toplumlarda yetişkinler kendi cinsel
faaliyetlerini hiç bir sınırlama olmaksızın, açıkça sürdürürler, ama
bu faaliyeti gören, işiten ve oyunlarında
taklit eden çocuklar üzerinde hiç bir olumsuz etki de görülmez. Bunun, modern
toplumlarda da, aile üyelerinin neredeyse üstüste yaşadığı, küçük ve kalabalık evlerde de geçerli olduğu görülmüştür; özellikle, orta sınıflardaki katı cinsel
ahlakın biraz daha gevşemiş olduğu, yoksul gecekondu mahallelerinde böyledir bu.
Bu farklı, hatta karşıt sonuçlar, farklı
kültürel ve ahlaki iklimlerin sonucudur. Başka bir deyişle, rastlantı sonucu tanık olduğu bir cinsel birleşmenin çocuğun ruhsal gelişiminde bir yara izi bırakıp bırakmayacağını evdeki genel hava ve özellikle de
cinsellikle ilgili tutumlar belirleyecektir. Cinselliğin tabu olduğu bir evde yaşayan bir çocuk, kendisi için erdemin,
iffetin ve saflığın simgesi olan babasıyla annesi arasındaki “hayvanca” ilişkiyi görünce elbette sarsılacaktır. Buna karşılık, cinsel konuların rahatça ve hiçbir suç duygusu
taşımadan konuşulduğu, hatta hemen her konunun cinsel terimlerle ele
alındığı bir ortamda ise, böyle bir tanıklık çocuk üzerinde önemli bir etki yaratmayacaktır.
Bu yaklaşımın ışığında, anne ve babaların çocuklarının cinsel
oyunları karşısında benimsemeleri gereken tutumu da bir kaç noktada
toplayabiliriz:
Herşeyden önce, cinsel oyun adı verilen şeylerin gerçekte yetişkinlerin kullandığı anlamda “cinsel” olmadığını mutlaka anlamak gerekir. Başka türlü söylersek, anne-babanın kendi cinsel önyargı ve rahatsızlıklarının çocuğa aktarılması gerekir.
Her çocukta merakın güçlü bir dürtü olduğunu, hatta gelişmenin bir meraka bağlı olduğunu da anlamak gerekir. Bu yüzden cinsel merakın anne ya da baba tarafından mümkün olduğu kadar erken yaşta ve mümkün olduğu kadar açık bir anlatımla giderilmesi zorunludur.
Yuvalar bunu kız ve erkek çocuklar için ortak ve açık tuvaletler yoluyla yapmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu noktada, kız çocukta penis eksikliğinden dolayı bir “yarım
kalmışlık” duygusunun uyandırılmamasına dikkat etmelidir: ona kendisinin de bir “organı” olduğu, ama bu organın biraz daha farklı olduğu
anlatılmalıdır.
Diğer taraftan, çocuğa dış dünyada ve toplumda çıplaklık konusunda evdekinden oldukça farklı, hatta sınırlayıcı bir tutumun bulunduğu da
anlatılmalıdır. Ama bunu yaparken çocukta bir korkuya da utanç duygusunun belirmemesi için de çalışılmalıdır.
Sorulan bütün sorular açıkça ve tam olarak cevaplandırılmalı, ama bununla da
yetinilmeyerek resimli kitaplar ve benzerleri yoluyla, cinsellik ve üreme konusu çocuğun gözünde
somutlanmalıdır.
Eğer çocuklar sadece evcilik ya da doktorculuk gibi oyunlar
oynuyorlarsa, fazla sert ve telaşlı görünmeden onları başka oyunlara çekmek yararlı olacaktır.
En önemlisi de, cinsel oyunlar oynarken görülen çocuklara sert bir tepki göstermekten veya alay etmekten kaçınılmalıdır.
04 Mart 2010
Çocuklarda Cİnsel Oyunlar
22 Şubat 2010
Cinsel Oyunlar ve Mastürbasyon
Eğer çocukların seksle ilgili incelemelerine şok ile karşılık verilirse, çocuğun güveni kaybedilebilir. Bu durum daha ilerisinde insan cinselliğiyle ilgili açık bir tutumla yapılacak konuşmaları da zora sokar. Geçici suçluluk, utanma ve endişe duyguları çocuğun kendine ve kendi cinselliğine bakış açısını etkileyebilir. Bu yüzden mastürbasyon ve cinsel oyunlarla ilgili çocuğunuzla yapacağınız konuşmalarda direkt ve duygusuz bir anlatım şekli bulmalısınız.
Cinsel oyunları
” Hadi doktorculuk oynayalım. Sen soyun.”
” Tamam. Sen bana seninkini göster bende sana benimkini.”
Bu kısa fikir alış verişi muhtemelen çocuğunuzun odasından duymak istediğiniz bir şey değildir. Fakat bu davranış doğal olarak meraklarını tatmin etmek isteyen altı ve on yaşlarındaki çocuklar arasında yaygındır. Eğer çocukların vücutlarıyla ilgili konuştuğunu duyduğunuzda ya da onları cinsel/üreme organlarına bakarken ya da dokunurken yakaladığınızda, doğal olarak bir rahatsızlık hissedebilirsiniz ama bu endişenizi belli etmeyin. Unutmayın ki kazayla suçluluk duygusunu normal ve sağlıklı olan dürtülere bağlamak çok kolaydır.
Bu durumda ne yapmalısınız?
Eğer çocukları cinsel oyunlar sırasında yakalarsanız, gelişi güzel bir şekilde oyunlarını kesin. O anda yaptıkları hareketin yanlışlığını onlarla tartışmayın, çünkü o durumdayken duygularınıza engel olamaya bilirsiniz ve çocukların utanmasına ya da savunmaya geçmesine neden olabilirsiniz. Onun yerine, dikkatlerini başka bir aktiviteye çekmeye çalışın. ‘’ Bu oynamak için uygun bir oyun değil. Hadi ikinizde giyinin, beraber resim yapalım.’’ gibi bir yaklaşımla çocukları bu aktiviteden uzaklaştırırken aynı zamanda size güçlü duygularınızın sakinleşmesi ve duruma yapıcı bir şekilde yaklaşabilmeniz için zaman tanır.
Peki sonra?
O anlık güçlü duygularınız sakinleştiğinde ve çocuğunuz kendini artık durumla ilgili daha az duygusal hissettiğinde, bu tür oyunlara bakış açınızı onunla konuşmanız önemlidir. Aynı şekilde eğer çocukları vücutlarını keşfetmekle ilgili bir konuşma sırasında yakalarsanız, konuşmaya katışarak, bu durumla ilgili duygu ve düşüncelerinizi belirtebilirsiniz.
Çocuklarla cinsel oyunlarla ilgili konuştuğunuzda, ilk başta bu oyunu başlatan merakı tatmin etmek ve onlara kabul edilebilir cinsellikle ilgili sınırlar geliştirmelerine yardımcı olmak gibi iki ana amacınız olmalı.
1) Çocuğunuzun Merakını Tatmin Etmesine Yardımcı Olun
Cinsel oyun olayından sonra, çocukları huzurlu ve sakin bir zamanda bu ‘’oyun’’ ile ilgili konuşmaya davet edin. En gerçekçi şekliyle insan vücudunu tartışın. Çocuklarınızla kızlar ve erkekler arasındaki farklılıkları konuşun. Sorularını en iyi şekilde cevaplandırmaya çalışın. Çok merak ettikleri insan vücudunu resimlerle anlatan bir kitaptan yardım almanız olumlu etkiler yaratabilir.
Çocuğunuzun ne kadar bilgiye ihtiyaç duyduğuyla ilgili adımlarını takip edin. Cinsel oyunların bir çoğu karşı cinsin cinsel organının nasıl çalıştığına duyulan meraktan değil neye benzediği merakından ortaya çıkar. Bu konuyla ilgili tartışmalarınızın çocuğunuz sizi o yöne yönlendirmedikçe illaki üreme ve cinsel birleşme odaklı olması gerekmez.
2) Çocuğunuza Uygun Cinsel Sınırlar Koymasında Yardımcı Olun
Cinsel oyunlarla ilgili yapılan konuşmalara yanı zamanda çocuğunuza cinsellikle ilgili konularda sınırlar geliştirme fırsatını tanır. Çocuğa kendisini ‘’kötü’’ ya da ‘’günahkar’’ bir şey yapmış gibi hissettirmeden bu durumu cinsel oyunlarla ilgili görüşlerinizi anlatmak için kullanabilirsiniz. Örneğin, kararlı bir ses ile ‘’ Vücudumuz gizli ve özeldir. Onu oyun oynamak için kullanmayız.’’ diyebilirsiniz.
Bu durum aynı zamanda cinsel istismarla ilgili olarak ‘’iyi dokunuşlar’’ ve ‘’kötü dokunuşlar’’ hakkında konuşmak için uygun bir zamandır. Arkadaşları bile olsa hoşlarına gitmeyen bir dokunmaya hayır demeleri gerektiğini onlara açıklayın.
Mastürbasyon
On sekizinci ayını dolduran çocukların bir çoğu cinsel organlarını keşfetmeye başlar ve mastürbasyon yapar. Bu hareketi yetişkinlerin cinsel davranışları ve duygularıyla ilişkilendirmemek gerekir. Çocuklar iki öncül nedenden dolayı, cinsel organlarıyla oynar ve mastürbasyon yaparlar; 1) Cinsel organlarının tensel bir zevk (cinsel değil) kaynağı olduğunu öğrendiklerinden. 2) Parmak emmek gibi bu davranışlarda onlara güven ve rahatlama duygusu verdiğinden.
Eğer çocuğunuz mastürbasyon yapıyorsa, siz bu durumu zararlı gördüğünüz ya da normal bulmuyorsunuz diye onunla bu konu hakkında konuşma ihtiyacı hissetmemelisiniz. Eğer çocuğunuz ara sıra evinizde mastürbasyon yapıyorsa, bu durumu görmezden gelin ve bir şey söylemeyin. Ama eğer aşırı derecede mastürbasyon yapıyor ya da kendiyle oynuyorsa ya da bunları herkesin içinde yapıyorsa, onunla bu davranışıyla ilgili konuşmanız gerekmektedir.
Cinsel oyunlarda olduğu gibi, mastürbasyon yapmanın ‘’yanlış’’ bir tarafı yoktur, o yüzden bu davranışı kötü ya da zararlı kelimeleri ile eşleştirmemeye özen gösterin.böylece utanç ve suçluluk duygularını geçici kılabilirsiniz.
Çocukluk döneminde mastürbasyon yapmak gibi hassas bir konuyu ele almanızda yardımcı olabilecek öneriler;
Çocuğunuzun mastürbasyon yapmakla geçirdiği zamanı azaltmanın yollarını bulun.
Eğer çocuğunuz günde iki defadan fazla mastürbasyon yapıyorsa, ilk amacınız çocuğun bu aktiviteyle geçirdiği zamanı azaltmak olmalı. Çocuk ne kadar az mastürbasyon yaparsa, bu alışkanlığı da o kadar zayıflar ve sonunda kesilir.
Çocuğunuzu mastürbasyon yaparken gördüğünüzde, ani bir şekilde çocuğun bulunduğu pozisyonu değiştirmek, azarlamak ve yaptığı işe dikkatleri çekmek gibi aşırı tepkilerden kaçının. Bunun yerine, sakin bir şekilde çocuğun dikkatini başka bir aktiviteye yönlendirmeye çalışın. Eğer çocuk bu davetinizi kabul etmiyorsa, fiziksel olarak rehberlik yaparak dikkatini başka tarafa yönlendirmeye çalışın. Çocuğun yaptığı şeyle ilgili yorum yapmayın. Bu söz söylemeden, çocuğun mastürbasyon yaparak geçirdiği zamanı azaltacaktır.
Bu önleyici stratejilere ek olarak, aşırı derecede sıklıkla tekrarlanan mastürbasyonun altında yatan nedeni teşhis etmeyi deneyebilirsiniz.
Göz önünde bulundurabileceğiniz birkaç muhtemel neden;
•Can sıkıntısı : Televizyondan uzakta aktif ve uyarıcı olarak programlanacak aktiviteler bu soruna çözüm olabilir.
•Gerginlik : Mastürbasyonun yarattığı rahatlatıcı etki, gergin bir durumdan kurtulmak için sıklıkla tekrarlanma nedeni olabilir. Eğer çocuğun yaşadığı stresi azaltabilirseniz, böylece mastürbasyon dürtüsünü de azaltabilirsiniz.
•Düşük kendine saygı : Böyle bir dertten mustarip çocuk, kendini memnun etmek ve güven duygusunu tatmin etmek için başka kaynaklara yönelecektir. Çocuğunuza başarılı olduğunu gösterecek aktiviteleri tercih edin. Örneğin; bisiklete binmek, ip atlamak ya da resim yapmak gibi. Onun özel olduğunu düşündüğünüzü hissettirin.
•Cinsel istismar : Cinsel istismara uğrayan çocuk,yetişkin cinsel davranışlarında bulunmaya başlayabilir. Bu çocuklar mastürbasyonu cinsel tahrik olarak kullanırlar. Aynı zamanda cinsel konularda konuşmaya ve cinsel oyunların içinde bulunmaya da başlarlar. Eğer böyle bir nedenden şüpheleniyorsanız profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.
Çocuğunuzun Daha Fazla Kendisini Farkında Olmasına Yardımcı Olun
Çocuklar mastürbasyonu nerede, ne zaman ve nasıl yaptıklarını farkında olmaya bilirler, bu durumda yaptıkları konusunda daha bilinçli olmaları için yardımınıza ihtiyaçları vardır. Evde ikiniz yalnızken, eylem sırasında çocuğa yaklaşın. Açık bir şekilde çocuğun gelecekte nasıl davranmasını istediğinizi anlatın. ‘’Kendini bu şekilde okşamayı sevdiğini biliyorum ama bu insanların başkalarının önünde değil yalnızken yaptıkları bir şeydir. O zaman bundan sonra, bunu neden odanda yalnızken yapmıyorsun.’’ Böyle bir yorumun ardından gülümseyip, çocuğa sarılın böylece kendini kötü bir şey yapıyormuş gibi hissetmesine engel olursunuz.
Çocuğunuza Rekabetçi Bir Tepki Önerin
Çocuğunuza bu arzulanan hareketin yerine başka bir aktivite önererek ya da onu böyle bir aktiviteye yönlendirerek bir davranış modelini ortadan kaldırabilirsiniz. ‘’Rekabetçi bir tepki’’ dendiğinde anlatılmak istenen budur.
Eğer çocuğunuzun nerede ve ne zaman mastürbasyon yaptığını biliyorsanız, bu koşullara uyan zamanlarda çocuğu başka aktivitelere yönlendirirseniz, mastürbasyonun sıklığını azaltmış olursunuz. Örneğin eğer çocuğunuzun arabada giderken ya da televizyon seyrederken mastürbasyon yaptığını fark ettiyseniz, buralara çocuğun ilgisini çekebilecek ve ona başka bir şeyle ilgilenme imkanı verecek ufak oyunlar, kitaplar ya da oyuncaklar koyun.
Çocuğunuzun, siz etraftayken ellerinin meşgul olmasını istediğinizi bilmesini sağlayın. Örneğin çocuğunuza; ‘’ Senin için yeni kağıtlar aldım. Neden televizyon seyrederken benim için bir resim yapmıyorsun.’’ diye bilirsiniz.
Eğer oğlunuz gittiği her yerde penisini tutuyorsa, rekabetçi tepki sorununuza çözüm olabilir. Ondan mağazanın içinde çantanızı tutmasını isteyebilirsiniz. Ona sıkması için yumuşak bir top ya da oynaması için anahtarlarınızı verebilirsiniz. Ona şans getirmesi için her gittiği yere yanında taşıyabileceği tavşan ayağı ya da ufak bir top verebilirsiniz. Ellerini meşgul tutarsanız ‘’sorun’’ ile uğraşmanız gerekmez.
Çocukluk döneminde yapılan mastürbasyon ya da kendine dokunma, şüphesiz sizin için çocuğunuz için olduğundan daha utanç vericidir. Çocuğunuz düşük kendine saygı, gerginlik ya da cinsel istismar belirtileri göstermediği sürece, sadece kendi dürtülerini dinlediğinden onlara ‘’ Yapma şunu!.’’ diye bağırmaktan kaçının.
Çocuğu ‘’durdurmak’’ bu işteki amacınız olmamalı. Bunun yerine bu davranışı daha fazla kabul edilebilir bir çevreye yönlendirmek ve insan vücudunun gizliliği ve kendini uyarmak hakkında bir anlayışa sahip olmasını sağlayabilirsiniz.
Mastürbasyon saldırgan enerjiyle birleştiğinde, saldırgan dürtülerin doyumsuzluğundan dolayı karşı konulamaz hale gelebilir. Karşı konulamayan mastürbasyon, korku ve suçluluk duygusunun cinsel organın hasarsız olduğuna dair bir rahatlığın devamlılığını talep eden davranışla birleşmesi ile ortaya çıkabilir. Her bir deneyimde yeterince tatmin olamama, ileriki zamanlarda ki memnun olma ihtiyacını arttırır. Karşı konulamayan mastürbasyon yapma isteği ve buna denk dürtülerle mücadele edilmesi uyku problemlerini doğurabilir. Bu mücadeleler ve uykusuzluk çocuk tarafından gizlenebilir.
İlk iki yılda cinsel organlarla oynanan oyunların ayrılık işlemi ve bireyselleşmeye olduğu kadar vücut görüntüsünün gelişmesine ve madde ilişkisi kurulmasına da yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.
Cinsel organların zevk verici kendi kendini uyarımına, çocuk iki buçuk yaşına gelene kadar mastürbasyon etiketi yapıştırılmamalıdır. Uyarılmayla ilgili olan fanteziler mastürbasyon kavramı için önemlidir. Mastürbasyon davranışını ve fanteziler entelektüel başarı, yetenek, oyun ve savunmacı karakter özellikleri biçiminde bastırılır ve türevleri gelişir. Mastürbasyon, kısmi olarak çelişkili eğilimleri tatmin etmeyi ve gerginliğin rahatlatılması için uyarıyı kullanabilir.
17 Şubat 2010
Erkeğin Cinsel Fantezi Merakı – Cinsel Fanteziler
Erkeğin cinsel fantezi merakı hastalık değil!
CİNSEL TIP DERNEĞİ BAŞKANI DR. CEM KEÇE Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsellik konuşmaktan, bazıları ise fantezi kurmaktan ve gerçekleştirmekten hoşlanırlar.. Erkek arkadaşımla iyi bir cinsel hayatımız vardı ama son zamanlarda sürekli fantezilerinden bahsediyor. Yaptırmak için uğraşıyor. Bütün gece beni uyutmuyor. Uykusuzluktan çalışamaz oldum. Sizce sevgilim hasta mı? Emine H./ Antalya
Cinsellikte en önemli şey; her iki tarafın da aynı şeyi istemesi, bundan keyif almasıdır. Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsellik konuşmaktan, bazıları ise sık cinsel fantezi kurmaktan ve bu fantezileri gerçekleştirmekten hoşlanırlar.
SEVGİNİZİ İFADE EDİN
Tüm erkekler böyle olmadığı gibi kişinin tercih ettiği bu uyarı şekli de onun hasta olduğu anlamına gelmez. Çünkü cinsel istek, bilincin dışında kaynaklanır. Bastırılmış cinsel istekler, partnerinizin fanteziye yönelmesine yol açabilir. Bu nedenle ona ilgi ve sevginizi ifade ederek, cinsel hayatınızı sorgulamanızda fayda var.
YARATICI OLUN!
Yapmanız gereken; partnerinizin cinsel fantezilerini bastırmak yerine, sizin de hoş gördüğünüz çerçevede yaşamasına fırsat vermektir. Ayrıca farklı ilgi alanlarına yönelmeniz, daha yaratıcı ve aktif olmanız partnerinizin daha az fantezi konuşmasına yardım edecektir.
PKK’ya şimdi de ‘cinsel taciz’ darbesi
Kırsal alanda ağır kayıplar veren ve otorite boşluğu yaşanan PKK’dan kopuşlar hızlanıyor.
Kırsal alanda ağır kayıplar veren ve otorite boşluğu yaşanan terör örgütü PKK’da yaşanan ”cinsel taciz olaylarının örgütten kopmalara neden olduğu” bildirildi.
Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, terör örgütünün Fransa, İtalya ve Belçika kadın kolları sorumluları ”Nurjin” kod adlı Z.T, ”Rojin” kod adlı Ö.T, ”Melal” kod adlı B.A., ”Amara” kod adlı A.Ö. ve ”Berivan” kod adlı N.K. ”cinsel tacize uğradıklarını” iddia ettiler. Terör örgütünün üst düzey sorumluları tarafından ”taciz edildiklerini” öne süren beş kadın örgütten ayrılma kararı aldı.
Terör örgütünü terk eden kadın kolları sorumlularının, yaşadıkları tacizi PKK’nın Avrupa yapılanmasının başındaki Sabri Ok’a ilettikleri ve Irak’ın kuzeyine gönderilmeyi talep ettikleri; ancak Sabri Ok’un Avrupa yapılanmasında ”otorite boşluğu yaşandığı izlenimi vermemek” için bu talepleri geri çevirdiği kaydedildi. Sabri Ok’un, kadınların ısrarcı davranışları karşısında ‘’sessiz kalmaları, aksi takdirde cezalandırılacakları” yönünde tehditte bulunması üzerine kadınların ayrılma kararına vardıkları belirtildi.
Öte yandan, terör örgütünün sözde Brüksel sorumlularından ”Azad” kod adlı A.G’nin, Belçikalı bir kadınla birlikte yaşadığının ve kadının hamile olduğunun ortaya çıkması üzerine ”özeleştiri” vermek üzere Kandil’e çağrıldığı, ancak ”infaz” korkusuyla örgütten kaçtığı öne sürüldü.
İran’da geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen bir operasyonda yaralı olarak ele geçirilen örgütün sözde bölge sorumlularından ”Amina” kod adlı Ayşe A’nın 4 aylık hamile olduğu ortaya çıkmıştı.
Terör örgütünün Fransa, Kıbrıs Rum Kesimi, Almanya, Belçika, İsviçre ve Irak’taki yapılanmalarında, geçen yıl, örgütte yasak olan ”gönül ilişkisi” nedeniyle kaçışlar yaşanmıştı.
15 Şubat 2010
Cinsel hayatın bittiği köy
10 gündür su hasreti çektiklerini belirken köylüler, Başbakan’a seslendi: Suyumuz yok Başbakanım, nasıl 3 çocuk yapalım?
154 haneli Karsak köyü sakinleri, kendilerine devletin yeterli derece yardım eli uzatmadığını ileri sürerek, “İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?. Siyasiler oy için köyümüze defalarca gelirken, şimdi niye gelmiyor. 10 Gündür ssuyumuz kesin. Şekekedeki sincap ve fare leşleri nedeniyle 130 kişi hastanelere yattı. Hala tedavi olamayanlar var. Devlet bize yeterince el uzatmıyor” dediler.
Bilal Kara, Adnan Uğurlu, Mustafa Yiğit isimli köy sakinleri, sudan zehirlenmeler sebebiyle halen tedavi gördüklerini belirttiler. Abdullah Tuna isimli köy sekini de,”Çocuklarımız günlerdir banyo yapamıyor. Zehirlenmeler sebebiyle şebeke su tamamen kesildi. Su ihtiyacımısı köye gelen damacana sularla karşılıyoruz. Bu arada, köyümüzde sağlık problemi olmayan insanlarda var. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ‘3 çocuk yapın’ diyor.Sayın Başbakanım su yok nasıl çocuk yapalım?.Yetkililer, köydeki 3 çeşmeden de su içilmemesi ve kullanılmaması söylendi” şeklinde konuştu.
69 yaşındaki Ayşe Gök isimli kadın su zehirlenmesi sebebiyle hastanede bir süre tedavi gördüğünü ancak boğazındaki şişliğin hala geçmediğini söyledi. Gök, torunu Sebile Gök’ün de tedavisinin halen sürdüğünü kaydetti.
48 yaşındaki Hanife Yesin, zehirlenme sebebiyle kendisine verilen ilaçların yan etki yaptığını ve kollarının morardığını ifade etti. Yetkililer, köydeki 3 çeşmeden de su içilmemesi ve kullanılmaması uyarısında bulundu.
Kütahya İl Salğık Müdürlüğü, Karsak köyündeki toplu zehirlenme olayı ile ilgili yaptığı çalışmayı tamamladı. Yetkililer, “Karsak köyünde görülen vakalar içme suyundan zehirlenme değil, kirli içme suyu ve yiyeceklerin tüketilmesi sonucu görülen ‘tularemi’dir. Tavşan, fare ve sincap gibi kemirici hayvanlar bu hastalığın asıl kaynağıdır. Diğer yabani hayvanlar ile evcil hayvanlar ve kuşlar da hastalanarak kaynak teşkil edebilmektedir” şeklinde görüş belirtti.
Bu arada, su zehirlenmeleri sebebiyle 22 köy sakinin halen Kütahya Devlet ve Evliya Çelebi Devlet Hastanesi’nde yatarak tedavilerinin sürdüğü açıklandı. Tedavileri sürenlerin kadın ve çocuklardan oluştuğunu öğrenlidi.
13 Şubat 2010
Cinsel Sohbet – Cinsel Hayat Bir İbadet midir
Cinsel hayatı ibadet hayatının bir bir bölümüdür. Çünkü yapılması ve yapılmaması doğrudan sevap veya günah kapsamına girmeyen mübah işler dahi Allah rızası gözetilerek ibadete dönüştürülebilinir.
Unutmayalım! her zaman ibadet zamanı, her mekan ibadet mekanıdır.
Her söz, her davranış ve her iş ya ibadet sınırların içinde veya dışındadır, buna cinsel hayatın ibadet hayatının bir bölümü olduğu yönünden bakarsak:
Cinselliği korumak ve kullanmak bir ibadettir: İnsanlarda cinsel organları, tatmin edilmek istenen cinsel arzuları yaratan ve üreme organına yükleyen Allah”tır.
O”nun yarattığı cinselliğe saygı duyarak ve O”nun koyduğu yasalar içinde evlilik yoluyla cinsel organları kullanarak tatmine ve üremeye yönelmek, Allah”ın hilkatını ve yüklediği görevleri korumaktır. bu sebeple de saf ibadettir. Allah”a isyan olduğu içindir ki Allah Resülü cinsel hayattan çekilmeyi yasaklayarak şöyle buyurmuştur.
“İslam”da cinsel hayattan çekilmek yoktur.”
Cinsel hayatı evlilikle başlatıp sürdürmek ibadettir: Allah”ın ve Peygamberi”nin emirlerini uygulayarak evlenmek ve böylece cinsel hayatı başlatıp sürdürmek ibadettir.
Evlilik ancak cinsellikle oluşturulup yaşatılabileceğinden, hele cinsel eylemler pek tabi bir iabdettir?
Cinsel haramlardan kaçınmak ibadettir: Cinsel haramlar dahil, Allah”ın ve Peygamberinin bütün yasaklarından kaçınmak ibadettir. Kaçınılması gerekenilahi yasaklardan biri zinadır.
Zina yapmak imkanlarına malik iken Allah”ın azabından korkarak ve rızasını talep ederek zinadan kaçınmak öylesine büyük bir ibadettir ki, bu ibadet dünyada mücizemsi olayları doğurabilecek yüceliktedir.
Cinsel haramlardan korunmak için eşle cinsel ilişki ibadettir: Haramlardan kaçınmak farzdır. Cinsel haramlardan korunmamıza yardımcı olacak girişimlerde bulunmamız da farzdır. Farzların ifası ise Allah”a itaat olup ibadettir.
Kaynak: Ali Rıza Demircan ( Allah c.c razı olsun ) , İslama Göre Cinsel Hayat, Sayfa 31-41 1.cilt, Eymen Yayınları, İstanbul, 2002
Cinsel İlişkiye Hazırlanma
Atmosfer çok önemlidir
İnsan yapısı, öteki yaratıkların tersine heyecanlara karşı davranışta bulunabilme yeteneğine sahip bir ruh ile donatılmıştır. Bazı durumlar dışında, cinsel ilişki için uyarılmaya bir hazırlık aşaması gereklidir.
Bu durum doğrudan doğruya bedensel uyarılmayı içine almaz. Cinsel isteklerin uyarılması daha çok görme, koklama ve işitmeyle olur. Değişik türde uyarılmaların oluşturduğu cinsel atmosfer, cinsel istekleri doğal yoldan sağlar; vücut ve ruhu, her ikisini birleştirir.
Duyguları okşayan müzik, renkler, sanat, resimler, davranış ve kokuların önemi gayet iyi bilinir. Fakat bunların en önemlisi karşılıklı konuşmadır. Dr. Van De Velde cinsel ilişkiye hazırlık yollarının en etkilisinin konuşma olduğunu kesinlikle ileri sürmektedir. En önemlisi ise sevgidir ve bunun etkisi kendi kendisine telkin ve karşılıklı telkine bağlıdır.
Gündelik evlilik yaşamında konuşmanın önemini unuturuz. Koca içini çekip, şöyle söyleyebilir: “Ben sana sevgi üzerine ne biliyorsam, hepsini söyledim.” Evli bir kadın utangaç bir bakışla şöyle diyebilir: “Erkeğin görevi bu konuda kadınla konuşmaktır.” Her ikisi de haksızdır. Erkeğin okşamalarından mutluluk duyan kadın, tatlı aşk fısıltılarıyla karşılık verir. Kadın ara sıra bazı sözler duymak ister. Fakat, bu, her şey olup bittikten sonra, insanın nefesini kesici bir yığın sıfat işitmek istediği anlamına gelmez.
Kadın, “seni seviyorum”, gibi içten kelimelerin söylendiği bir konuşmadan mutlu olur. Her ne kadar erkek sevgi sözleri söylemeye pek fazla yanaşmasa da, kendisine sevgi dolu sözler söylendiğinde, bundan hiç de hoşlanmaz değildir. Hatta bu gibi sözler, onda cinsel istek bile uyandırabilir.
Erkek ve eşi, evlilik öncesi yılları ve evliliklerinin ilk zamanlarını anımsamalıdır. O zamanlar nasıl aşk fısıltılarının özlemini duymuşlardır! Sevgi dolu sözlerin onları sadece manevi sevgiye uyarmakla kalmadığını, aynı zamanda düzenli, sürekli kendisini yenileyen bir sevgiyi sağladığını hiç bir zaman unutmamalıdırlar.
Aşk oyununa götüren, gitgide koyulaşan atmosfer içinde, bölgesel uyarılma daha başlamadan, cinsel organların içindeki irade dışı salgılama çalışması başlar. Bu da cinsel ilişkilerin bir sonraki aşamasına, okşamalara götürür.
Okşamalar
Cinsel ilişki öncesinde okşamalar sadece kadın için gerekli değildir; erkeğin de buna gereksinimi vardır. Heyecan öpüşmeyle başlar, kucaklamalarla, vücudun çeşitli kısımlarının, özellikle cinsel organların ilişkisiyle artar. Çoğunlukla okşamalara erkek başlar. Bu, evliliğin ilk zamanlarında yeterli olabilir; fakat kendisi okşamalara başlamayı reddeden kadın, kısa zamanda kocasının sevgisini yitirecektir. Öte yandan okşamalar salgılamayı artırır, kanın cinsel organlara dolmasını sağlar ve cinsel ilişki için hazırlıkları tamamlar.
Erkek, kadın kadar çok sıvı salgılamaz. Bu az oluş büyük bir sorun değildir. Fakat kaygan sıvıyı kadının çok az salgılaması, cinsel ilişkiyi zorlaştırır ve cinsel ilişkiden sonraki aktiflik üzerine olumsuz etki yapar.
Aşk fısıltıları kolayca okşamalara götürür; eşlerden biri ötekini yönetmeden, her ikisi birden aynı anda da buna başlayabilirler. Cinsel birleşim sırasında erkek ve kadın normal olarak bir sessizlikler ve karanlıklar dünyasına gömülürler ve böylece büyük bir zevk tadarlar. Fakat bu, odanın karanlık olması anlamına gelmez. Aşk fısıltıları ve arada dile getirilen mutluluk itirafları, çifte karşı konmaz, bedensel bir heyecan, libido sağlar ve onları sadece kendilerine ait olan bir dünyaya götürür.
Burada erkeğin ve kadının dikkat etmeleri için bazı uyarılarda bulunmak gerekir. Cinsel organlar başlangıçta daima yumuşak hareketlerle uyarılmalıdır. Daha sonra, salgılama başlayınca, uyarma gitgide artırılabilir. Başlangıçtaki birdenbire, şiddetli uyarma, acı hissi ve iltihaplanmaya neden olabilir.
Özellikle penisin baş kısmına sabırsızca yapılacak kuvvetli uyarmalardan kaçınılmalıdır. Bazıları kadının kaygan salgısı az olduğunda tükrüğe başvurur. Fakat buna tam anlamıyla güvenilmemelidir. Bunun yerine salgının doğal yoldan çıkışını başka şekilde sağlamaya çalışılmalıdır.
Tutkulu okşamalar, kuvvetli uyarılmanın tek yoludur. Dört gözle beklenen anda hareketlerin yavaşladığını ve yumuşadığını akıldan çıkarmamamız gerekir. Ritmik uyarmalar zevk duygusunu artırmak için çok etkili olabilir.
Evlilikte okşamalar, evlilik öncesindekilerden pek az farklıdır. Her türlü okşama, hatta cinsel organların ağız yolu ile uyarılması bile doğal ve normal olarak kabul edilmelidir. Eşlerden her biri, aralarına soğukluk girmemesi için, hangi çeşit okşamaya başvururlarsa vursunlar, vücutlarını temiz tutmalıdırlar. Her gece yatağa girmeden cinsel organlarını yıkamaya alışmalı, ilişkide bulunmasalar bile bunu savsaklamamalıdırlar.
Akşamları banyo yaptıktan sonra tuvalete giderlerse de kesinlikle yıkanmalıdırlar. Çünkü, cinsel organlar vücut dışkılarını dışarı atmaya da yarar. Bu gerçek, cinsel yaşamda asla unutulmamalıdır.
08 Şubat 2010
Yatak Odası Fısıldaşmaları Yatakta Konuşma Yatakta Sözler CinseL Sohbet
Yatak odasında ışıklar söndüğü zaman fısıldaşmalar başlar… Yatak odası fısıltıları kadınlar ve erkekler için farklı öneme sahiptir. Kadınlar bambaşka konularda konuşmayı severken, erkeklerin yatak fısıldaşmaları bambaşkadır. Araştırmalar erkeklerin %56’sının ışık söndüğünde rüyalarının kadınına ne kadar güzel olduğunu söylediklerini ve bu sayede kendi içlerinde ve partnerlerinin içlerindeki ateşi alevlendirdiklerini ortaya çıkarıyor. Ancak erkeklerin neredeyse tamamı, aşk oyunu sonrasında eşlerine “Nasıldım?” diye soruyor. Kadınların %55′i ise seks sonrası kesinlikle bu soruyu duymak istemiyor. Ancak genel olarak “yatak” sadece yatılan ve seks yapılan bir yer olmaktan çok, romantizmin yaşandığı, çok özel ve genel konuların konuşulduğu sevgi dolu bir yer. Ayrıca insanların %63′ü yatakta yorgan yastık arasında eşlerine ayakkbılarının sıktığını ve nasıl acı verdiğini de anlatıyor.
Yastıklı fikir alışverişi: bir romantik, bir güncel…
Başbaşa olunan bu hoş yatakta gecenin güzelliğinin tadını çıkarmak ayrı bir duygudur. Yatak odasının kapısının kapanmasıyla başbaşa kalınır ve nihayet daha açık ve yoğun konuşmalar için vakit vardır. Konu ne olursa olsun önemli değil, önemli olan birlikte olmak ve yatakta olmak. O duygusallığı ve beraberliği yaşamak. Yapılan araştırmalara göre çiftlerin sadece % 4′ü yatakta konuşmaktan hoşlanmıyor. Ancak yatakta konusu geçen sohbetlerin en başında “kişisel problemler” (% 63) gelirken onu “aile sorunları” (% 62) takip ediyor. Ardından haftasonu ne yapılacak konusu da (%55) çok konuşulan konular arasında. Gelecek için planlar ve hayaller ise % 54 oranında gündeme geliyor.
Baştan çıkarma sanatı
Kim yatakta partnerinden duyduğu tatlı sözlerle baştan çıkarılmak istemez? Erkeklerin % 56’sı eski bir stratejiyi uygulayarak eşlerini komplimanlar yaparak baştan çıkarmaya çalışıyor. Ancak kadınların sadece %28′i erkeklerine onu ne kadar çekici bulduklarını söyleyip çiftler yatak arkadaşı baştan çıkarma çıkarılma teşebbüslerinde bulunuyorlar.
Çiftlerin sadece %31′i aslında yatakta birlikte en çok neler yapmak istediklerini açıklayabilirken, % 4′ü en gizli isteklerini bile söylemekten olabildiğince çekiniyor.
Özellikle yatakta söylenen herşey iyi düşünülmeli. Çünkü “hayatında başka birisi mi var?” türü sorular aşk oyununu bozan önemli faktörlerden birisi. Çiftlerin % 54′ü bu soru karşısında seksten uzaklaşıyor.
Dedikodu, para, alışveriş
Uyumadan önceki o sessiz dakikalar bazen de gündelik muhabbetler için değerlendirilir. Çiftlerin % 52’si “günün nasıl geçti?” diye sorarken, % 49′u mesleki kariyerleri hakkında konuşuyor. %35′i ise iş arkadaşları, komşular veya akrabalar hakkında dedikodu yapıyor. Çiftlerin üçte biri yatakta konuşulacak konuların başında parayı uygun buluyor. Finansal sıkıntılar, alışveriş sorunları gibi konuları yatakta konuşuyorlar. Ancak gergin konularla yataktaki partnerini sinirlendiren birisi, o kendisini geri çektiğinde de kesinlikle şaşırmamalı. Böyle durumlarda çiftlerin % 51′i, artık uykusu geldiğini ve uyumak istediğini söyleyerek yatağın öbür ucuna doğru döner.
Tatlı sözler; canım, aşkım…
Kim şefkatli bir ilişki sırasında eşine tatlı sözlerle hitap ederse, ona onun için ne kadar değerli olduğunu gösterir. Çiftlerin %26’sı yatakta seks sex sırasında veya öncesinde eşlerine “tatlım, canım, aşkım” diye hitap ediyor. % 43′ü ise daha da geliştirerek “arım, balım, kumrum” gibi hitaplar buluyor. Çiftlerin sadece % 21′i eşlerine kendi isimleriyle hitap etmeyi tercih ediyor…
Peki ya siz? Sizde yatakta fısıldaşmayı sevenlerden misiniz? O zaman bunun tadını en iyi şekilde çıkarın …
Kadınca Fantaziler Kadınların Kızların Hatunların Fantazileri
Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Bu fantezileri yaşamak kadınlar için seksin tuzu biberidir. Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini… Kocalarına ya da sevgililerine “fantezilerini” anlatmaya korkarlar.
Nancy Friday’in “fantezi” kitabı “Fanteziler, cinsiyetin gelişimi olarak düşünülmelidir. Bence kadınlardaki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsız ediyor”. Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören “Benim Gizli Bahçem” adlı kitabının önsözünde böyle diyor.
Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan kadınla yaptığı sohbetlerde sayısız fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday “Benim Gizli Bahçem” adını taşıyan kitabını bu şekilde oluşturmuş. “Kimse kurduğu fantezi nedeniyle suçlanmamalı” diyen Friday’in kitabında birbirinden ilginç “kadın fantezileri” mevcut. İşte bu fantezileri anlatan kadınlardan biri ve onun hikayesi….
Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum!
Vicki, 30 yaşında. Bekar. İkinci eşinden yeni ayrılmış. Egzotik görünüşüyle birçok erkeği etkilemesine rağmen, o hep hain yaradılışlı erkekleri tercih ediyor. Şimdi gözlerini çoktan bir sonraki eşin keşfine dikmiş durumda! Fantezisine gelince…
“Son günlerde sevgilimin doktor olduğunu hayal etmeden onunla yatağa giremiyorum. Bu odaklandığım fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmediği konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildiğim hayal ettiğim doktorun, başlığı ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzediği… Oysa şimdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir ilişki yaşamadım. Tanrı biliyor ki, muayeneler sırasında da tahrik olmadım. Zaten çocukken de komşu çocuklarıyla hiç doktorculuk oynamamıştım! Ama şu sıralar bir erkekle yatağa girdiğimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanırsam, bacaklarım o kadar havaya kalkıyor ve o doktor da o kadar bacaklarımın arasına giriyor… Ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Muayene ne kadar karmaşıksa heyecanım da o kadar şiddetli oluyor. Doktor teşhise yaklaştıkça ben de orgazma ulaşıyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli suratı bana doğru yaklaşıyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda olduğumu söylemeden önce her şey olması gerektiği yere dönüyor.”
Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday’in kitabında yer alanlardan sadece biri. İşin ilginç yanı, bugün birçok erkek, eşlerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabileceğini düşünmek istemiyor. “Masum bir hayal” deyip geçiştirmeyi de başaramıyor. Ya kafası takılıyor ya da “olamaz” deyip inkar ediyor.
Bir fantezi daha!
Friday’ın kitabında yer alan diğer bir fantezi ise evli bir kadına ait:
“Size 3.5 yıldır evli olduğumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadığımı söylemeliyim. İşte zaman zaman düşündüğüm fantezilerden biri…
Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek bana müthiş bir heyacan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu çok mu yanlış? Bunu kocama anlattığımı düşünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlış olabilir”.
En sık rastlanan fantezi örnekleri
* Kocamla sevişirken onun metresi olduğunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karısından uzaklaştırıp baştan çıkarmaya çalışıyorum. Veya kendimi bir fahişe gibi düşlüyorum.
* Çeşitli erkeklerin yatakta nasıl olduklarını düşlüyorum. Çok mutlu bir evliliğim var, ama eğer kocamın arkadaşı bana çekici gelirse, ikimizin seviştiğine dair fanteziler kurarım. Mesela içki alırken karşılıklı durduğumuzda onu çıplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarıldığım kadar zevk alıyorum.
* Masturbasyon yaparken, beni kaçırır kaçırmaz muhteşem güzelliğime dayanamayıp bana hemen tecavüz eden bir adamı hayal ediyorum. Ya da bakireliğime önem verdiğimden yatmadığım, ama çok seksi eski sevgilimle seviştiğimi hayal ediyorum.
* Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen He- man tarzı adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevişiyoruz.
* Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle sevişiyorum.
* Ben bir erkeğin kocaman kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve çok güzel gözleri var.
* Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.
Tahrik Etmenin Şehvet lendirmenin Azdırmanın Yolları
Şehvet… Cinsel aktivite… Ateş… Bunlar sizin anahtar sözcükleriniz mi? Son dönemde yaşadığınız bazı sorunlar, yatak odasında kötü tecrübelere neden olabilir. Bunları fazla büyütmeyin ve panik yapmayın. Zaten kadınlar arasında her zaman, her fırsatta, her yerde seks yapmak isteyenler azınlıktadır. Çoğu kadın için cinsel arzuların yükselip alçalması normal bir durumdur. “Cinsel arzularınız hormon seviyenizden etkilenen bir dalga gibidir, aydan aya hatta günden güne değişir. Tabii ki haftada 7 gün, her an seks yapan bir seks bağımlısı olamayız” diyor. “Hayatınızın Bütününde Nasıl İyi Seks Yaparsınız?” adlı kitabın yazan Val Sampson.Kendinizi hazır hissetmediğiniz zamanlarda seks yapmaktan kaçınmalısınız, böylece hayal kırıklığına uğramanız da söz konusu olmayacaktır. Bu dönemlerden kurtulmanız için tavsiyelerimize kulak verin. Kendinizi yenileyin ve arzunun sınırlannı zorlamaya hazırlanın.
Düşüncelerinizi sekse odaklayın
İnsanlar seks için zamanlarının olmadığını söylediklerinde, bunun nedeni işyerlerindeki stres ya da tutkularına öncelik tanımamaları olabilir. Stres, arzularınızı dizginleyen en büyük faktörlerden biridir. Sampson, kadınların cinsel anlamda karşılık verebilmeleri için bedensel ve ruhsal olarak kendilerini iyi hissetmeleri gerektiğini söylüyor.
Çözüm:
Cinsel mutluluğu yakalamanın düşünsel bir boyuttan geçtiğini düşünüyorsanız, bedeninizi seks için hazırlayın ve gerçekten seks yapmayı istediğiniz zamanlan keşfedin. “Seks Yaşamınıza Yeniden Enerji Katın” adlı kitabın yazan Elisabeth Wilson, “Eskiden cinsellik uzmanları seks için partnerin arzu edilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorlardı. Oysaki son dönemlerde yapılan araştırmaların sonuçlarına göre seks için sadece arzulamak yeterli bir neden değil. Kafanızda seks olmasa bile, partnerinizin sizi öpmesi, size dokunması bedeninizi harekete geçiriyor ve kafanızda seks düşüncesinin oluşmasına yardımcı oluyor. Bedeniniz bu hareketlere tepki gösteriyor. Partnerinizin size birkaç dakika arzu arttıran hareketlerle karşılık vermesi, seks yaşamınızın canlanması için ilk adım olabilir” diyor Wilson.
Yatak odanızda size işyerinizdeki sorunları hatırlatabiletecek her şeyden kendinizi uzak tutun ve duygusal olarak kendinizi iyi hissettiğiniz cinsel birleşmeler yaşamaya başlayın. Bedenimizle beynimiz arasındaki dengeyi kurmak çok önemlidir. Partnerinizle karşılıklı oturun ve ellerinizi birbirinizin karnına koyun. Birkaç dakika yavaşça nefes alın. Bir süre sonra partnerinizle aynı anda nefes alıp verdiğinizi göreceksiniz. Bu hareketler yalnızca sizi dinlendirmeyecektir, aynı zamanda partnerinize yakınlaştıracak ve cinsel isteğinizi de arttıracaktır. Partnerinize dokunarak ya da biraz sataşarak duygularınızı harekete geçirebilirsiniz. Kadınların teni erkeklerinkine göre 10 kat daha hassastır. Partnerinizin ilk olarak klitorisinize dokunmasını istememelisiniz. Sekse küçük hareketlerle başlamalısınız. İlk olarak bedeninizde küçük dalgalanmalar oluşmalı, bunları büyük dalgalanmalar takip etmeli. Kendinizi sekse hazır hissettiğinizde sizi strese sokacak pozisyonları denemekten kaçınmalısınız. Daha önce denediğiniz ve zevk aldığınız bir pozisyonu denemelisiniz.
Sadece yatak odasına bağlı kalmayın
Cinsel yaşamınızda bir farklılık olmadığını hissedebilirsiniz. Bu, uzun süre aynı şarkıyı dinlemek gibidir. Birine aşık olduğunuzda, onu her görüşünüzde beyniniz uyarılmanıza neden olan dopamin sıvısını üretir. Bir süre sonra aynı erkeği görmeye ya da aynı hareketlerle karşılaşmaya alıştığınız için beyin daha az dopamin üretmeye başlar. Bu nedenle daha az heyecanlanırsınız. Aşk hayatınıza yeniden eski heyecanını kazandırmalısınız ve sevgilinizin bedeninde kimyasal dalgalanmalar oluşturmalısınız.
Çözüm:
Kumsalda sevişmeye ihtiyacınız yok, arabanızda ya da kiralayacağınız üstü açık bir arabada da ateşli dakikalar yaşayabilirsiniz. Basit ve genel seks hareketleriyle başlayın. Sevgiliniz farklı şeyler hissedecektir. Yatak odanızda yaptığınız her hareketi tekrarlayın. Bütün detaylan düşünmeye çalışın. Detaylan düşünmeniz, beyninizin partnerinizi daha çok arzulamasını kolaylaştıracaktır. Sonra hiç beklemediği bir anda partnerinizin üzerine atlayın. 15 dakika gibi bir süre içinde, zevkin doruklarına çıkacaktır. Bunu denemenin riskli yanı, çevredekiler tarafından yakalanma ihtimalinizdir. Bu risk daha çok zevk almanızı sağlar. Mutfakta da değişik deneyimler yaşayabilirsiniz. Mutfak tezgahının üzerine eğilin ve partnerinizi altınıza alın. Bu açı G noktanızı mükemmel şekilde uyaracaktır.
Fonda hissetmeye çalışın
Hafta sonlarınızı bir koltuğun üzerinde tembellik ederek geçiriyorsanız, bu libidonuzu etkileyecektir. Birini arzu etmenin anahtarı öncelikle arzu edilen biri olmaktan geçer. Kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, kendinize olan saygınızı da yitirirsiniz ve şehvetli dakikalar geçirmek için gereken enerjiyi bulamazsınız. Koltuğa bağımlı şekilde yaşamanız kan akışının vücudunuzda yavaşladığı anlamına gelir. Bu durumda yetersiz olan kan dolaşımınızı harekete geçirmelisiniz. Yeniden cinsel yaşamınızın canlanması için, step ya da yüzme gibi sporları deneyebilirsiniz. Bu sporlar kan dolaşımınızı hızlandıracak, dolayısıyla partnerinizi tekrar arzulamaya başlayacaksınız.
Çözüm:
Kelebek hareketiyle başlayın. Seks yapmadan önce, pelvis kaslarınızı iyice sıkın ve içinizden 10′a kadar sayın. Sonra kaslarınızı kelebekler gibi özgür bırakıp, rahatlayın. Germe ve rahatlama hareketlerini tekrarlayın. Yaptığınız hareketler kasıklarınızdaki ateşli noktalara daha çok kan pompalanmasını sağlar. Bu, kadınların ereksiyon olmasına eşdeğerde bir zevktir. Hala farklı şeyler hissetmiyor musunuz? İşte bilimsel bir ipucu: Vücut ısınızı yükseltmek de işe yarayabilir. Bunun için sıcak suyla duş almanız yeterli (sadece sıcak, kaynar suyla değil!) ya da sıcak su torbasını bacaklarınızın arasına yerleştirerek bir süre bekleyebilirsiniz. Partneriniz onu çok arzuladığınız için bu kadar ateşli olduğunuzu bile düşünebilir. Kan dolaşımınızı hızlandıracak şekilde bir pozisyon seçerseniz, partneriniz ve sizin için her şey daha zevkli hale gelebilir. Unutmayın, bedenlerinizin birbirine değmesi de vücut sıcaklığınızı arttıracaktır.
Alkolün arkasına saklanmayın
Sevgilinizle dışarı çıktığınızda içtiğiniz birkaç bardak bira fazla geliyor olabilir. Biranın etkisiyle kendinize çok fazla güveniyor ve çok ateşli bir kadın haline geliyor olabilirsiniz. Alkol bedeninizi uyuşturma özelliğine sahip olduğundan libidonuzu düşürecektir. Seks sırasında zevk almanızı sağlayan hassas noktalarınız uyuşmuş olduğundan daha az zevk alırsınız. Ama alkol kullanmaktan hoşlanıyorsanız, vücudunuzda meydana gelen tüm değişimleri bir avantaja çevirmeyi de öğrenmelisiniz. Bu biraz zamanınızı alsa da uğraşmaya değer.
Çözüm:
Çoğu kadının cinsel anlamda uyarılması için 20 dakika gibi bir süre geçmeli. Zevk alabilmeniz için ön sevişme süresini mümkün olduğunca uzun tutmalısınız. Partneriniz öns evişmeyi bitirecek gibi görünüyorsa, ona bundan gerçekten hoşlandığınızı ve biraz daha uzatması gerektiğini söylemelisiniz. Sevişme sırasında kendinizi rahat hissetmeniz çok önemli. Klitorisinizin uyarılması için en iyi pozisyonu seçin.
Alkol alırken neden içtiğiniz hakkında düşünün. Sevgilinizle özgürce sevişebilmek, daha cesur olmak ya da öfkenizi örtmek için içiyorsanız, alkolden vazgeçmelisiniz. Sevişirken utangaçlığınızı bir tarafa bırakamıyorsanız, sevgilinizi arkanıza alarak kaşık pozisyonunu deneyin.
Düşüncelerinizi okumasını beklemeyin
Kendinize şu soruyu sorun: Yatakta ne yapmaktan istiyorum? “Bilmiyorum” gibi şeyler mırıldanıyorsanız, partneriniz sizin ne istediğinizi nasıl bilebilir? Nelerden hoşlandığınız hakkında ipucu vermezseniz, partneriniz de ne yapacağını bilemez. Wilson, kadınların az zevk almalarının nedenini, sekste zevk aldıkları şeylerle ilgili düşüncelere sahip olmamalarına bağlıyor. Partnerinizi ne kadar çok hayal ederseniz, size zevk verecek hassas noktalarınız bundan o kadar çok etkilenecektir. Onun yanındayken yataktan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz” diyor Wilson.
Çözüm:
İyi bir seks için sadece üç şeye ihtiyacınız var: el, dil ve “Bundan hoşlanıyor muyum?” sorusu.. Yalnız olduğunuzda en çok zevk aldığınız ve sizin için özel olan 10 şeyi belirleyin. Hangi bölgelerinize dokunulmasından hoşlandığınızı tespit edin. Partnerinizin sizi öpmesinden hoşlanıyorsanız, bunun hangi bölgelerinizde daha etkili olduğunu anlamaya çalışın. Sizi ıslak bir şekilde öpmesinden mi, yoksa hafifçe ısırarak öpmesinden mi hoşlanıyorsunuz, karar verin. Şimdi bedeninizi tanımanın tam zamanı, belki de çok şaşıracağınız sonuçlarla karşılaşacaksınız. İkiniz için de zevk çığlıkları atmak için bu iyi bir fırsat
